23 Nisan 2012 Pazartesi

Yok canım benim başlık filan. Takılıyoruz öyle kendi aramızda.

Çünkü açım. Çünkü seviyorum. Çünkü muhtacım. ...................................... http://m.youtube.com/index?desktop_uri=%2F&gl=US#/watch?v=PusopS49aa0 ...................................... Yaşamak dediğin üç beş kısa mutlu andan ibaret Giderine bırak işte ayağına kadar gelmiş muhabbet. ...................................... http://m.youtube.com/index?desktop_uri=%2F&gl=US#/watch?v=RWv9GGwsIik ...................................... Bu yüzden kaçırmamak lazım aşk gelince Gitti mi gidiyor elden zalim zaman el koyunca ...................................... Çünkü mutlu olmak elimizde. Hani kader, hayat çizgisi filan bazen alın yazısı gibi avuçta da olurmuş ya. Elimizde olduğu gerçek. Ama elimiz kimde? Bu.

2 Nisan 2012 Pazartesi

Ehm

Ruhumun sesi kısılmış gibi hissediyorum. Her sabah ehhe ehhe diye boğazımı kontrol edişim bundan olabilir. Çiçekli desenleri seviyorum. Ne ilginç, Allah çiçekleri yaratmış ve sonra bize estetik gelmesini sağlamış ve hoşlanıyoruz çiçeklerden.. Bir ottan neden bu denli lezzet hissederiz bir nazarla.. Ot deyince hemen mevzuyu başka yöne çekmeyin diye nazar dedim orada. Ne otlar var tabii yoksa. Renkler mesela, niye yaratılmış? O kırlardaki çiçekleri rengarenk görebilen tek canlı biz insanlarız galiba biliyor musunuz, bortü bocek kedi köpek büyükbaş küçükbaş, hiç biri o kadar renkli bir görme sklasına sahip değil. Hayır görmekle yetinmiyoruz bir de doğadakileri taklid eden renkler bulup oturup resmini falan çizmeye çalışıyoruz. Ne garip ne enteresan. Hayır ne oluyor sen onu o kağıda küçücük çizince. Bir de takdir bekliyoruz, güzel çizmişsin harika ressamsın milyarlar değerinde bir tablo bu felan diye. İnsanoğlunun ahmaklığına doyduğu günler de gelecek mi Yarabbi.. Bazı şeyler insana neden daha sevimli geliyor acaba. Dikkat çekiciliğin ölçüsü ne? Grafik tasarım ne enteresan bir bölüm. Bi de şu var, kimse kimsenin inancına karışamaz filan. Yani insanlar bu kadar aynı şeylerden hoşlanır, bu kadar bunun üzerine pazarlar kurulurken, yüzyıllarca aynı şeyin pesinden koşarken topumlar, ilahi bir gücü kim inkar eder, genel geçer ilahi kanunlara kim karşı çıkabilir ki? Hepimiz aynıyız aslında. Aynı kanunlara ittiba etmemiz gerektiğine göre. Ama hepimiz eşit miyiz? Muamma. Bileğinin hakkını alacak herkes. Uyumayan uyuyandan, aç toktan, boynuzsuz koç boynuzludan hakkını alacak. Böyle laf lafı açacak yahu. Daha fazla uzamadan söz, ben uzayım buradan. Bir uykulu zamanıma denk gelirse yine, devam ederim. Aloha. (Allah'a emanet olun demekmiş mesela)

Ek

Aşağıda adı geçen romantik cümleler:

Bir de ne içsem dinmeyen bir susuzluk başgösterdi ki sormayın. Genzimde bir sahra barındırıyorum sanki. Hayrolsun inşaallah.

Uyku da açıldı. Madem size makarna sosu tarifi mi versem bir de. Dur dur. Yok o kadar değilmiş. Karnı tok olunca insanın, lezzetini kaybediyor tüm yemekler. Açlık en iyi aşçıdır diye boşa dememiş ananeler. Demek ki tokluk da en kötü aşçı. Ama afrikalı olmak mesela bazen hiç aşçı demek. En kötü aşçı olmayan aşçıdan iyidir sanırım. Çok şükür ki Konya'lıyım. Beyaz ve semiz. Nerelere geldi mevzu. Uzayım dedim olmadı laf uzadıkça uzadı..

Aşağıda adı geçen romantik cümlelerden el hasıl anlayacağımız şey ne biliyor musunuz; akşam yemeğini biraz fazla kaçırmışım galiba. Sizi de meşgul ettim kusura bakmayın. Hörmetler. Ehm.