Şiirden çok çakmıyorum ama bu mısra bu gün patladı beynimde.
Ay temiz, ay güzel, ay yükseklerde..
Çakal, kirli çakal.. Ona çatlasa ulaşamaz. Onu alaşağı etmeye de muktedir olamaz. En kârlısı nedir?
Onu ilk gördüğü anda parlaklığı, ihtişamı gözlerini kamaştırmıştır. Kendisi onun gibi asla olamazdır, gökyüzünü belki de çok kibirli olanların yeri diye düşünür, kendi kibrini asla tanımayarak. Yücelteni unutur.
Ay karanlık gecede yükseldikçe, o kendi ilgisinin, kirli bakışının ayı yücelttiğine iman eder. Kendine leş gibi de pay biçer. Onu herkese anlatır biraz da hasetle. Aralarının sıkı fıkı görünmesi oldukça da kârlıdır.
Sonra birgün gelir ay önce yarım ay olur sonra hilal.. O da nesi, gün geçtikçe eriyip gitmektedir. Çakal. Kirli çakal. Bunu farkeder etmez, onun da güzelliğinin tükendiğini, hükmünün bittiğini düşünür, belki de arkasından daha kudretli bir şey doğacaktır..
İştahı kabarır kirli çakalın, başlar aya karşı ulumaya. Önce yavaştan alır, tedbir için, bakar ki ay gerçekten yok olmak üzeredir, gösterir gercek yüzünü.. Ulur da ulur o silinip gidene kadar. Nasıl olsa geri gelmeyecek, hesap soramayacaktır, artık ona muhtaç değildir, varsın herkes ayın gidişini çakaldan bilsindir..
Çakal doğacak olan yeni yıldıza yalakalık yapmaya hazırlanır doludizgin. Salyaları çok uzaklardan farkedilmektedir.
Bekler, bekler.
Hesap döner.
Ve ay gökyüzünde yeniden gitgide büyüyerek belirir.. Çünkü onu seven, herşeye gücü yetendir. (Bu bir temennidir)
Çakal ise zelilliğiyle tarihe kaydolur..
Çakallardan koru Ay'ı Rabbim..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder