19 Mart 2012 Pazartesi

Kara

Burada ufak bir koleksiyon yapacağım müsaadenizle.

http://www.youtube.com/watch?v=PHbCtT21Wm0&feature=youtube_gdata_player

Çünkü biz dengesiz adamlarız anna. Adamlar bile dağiliz hatta kadınlar bile değil. Biz anlamsız boşluklarız bazen. Sadece kendisini kendisi sana bir boşluk tahayyül et anna. Vallahi sen de olmasan bu cümlelerimi kim çekebilirdi bilmiyorum. Kimse mecbur değil sana anna. Ama ben mecburum. Ağlama duvarımsın. O zaman bir de şunun tadına bakmalısın; e ağlama duvarı denince akla..

http://www.youtube.com/watch?v=irGUolvbZyc&sns=em

Her aklına geleni söyleme anna. Yapıp yapmayacağını bilemezsin. Sen bir hayal kurarsın mesela. Eller alır. Azrail alır seni belki. Nerden bileceksin ki. İleriyi çok düşünmemeliyiz. Bizim çok bir hayalimiz de yoktu aslında biliyor musun. Çok hayalperesttik, sert düştük. Sonra vazgeçtik hayal kurmaktan. Çok konuşurduk sert düştük yine. Vaz geçtik konuşmaktan. Şimdi yeni bir terbiye mevzusu beliriyor ufuktan. Her aklına geleni yazma anna. Sert düşmeden bırak bunu. Sigarayı bıraktığın gibi bırak.

Bazen zorlanarak senelerin umudunu duasını çabasını katarak bir cümle yazarsın anna. Ama doğru yere gitmez çünkü yolu yanlıştır. O aslında senin gözbebeğin sandığın eserin var ya, onu çok gözünde büyütme anna. Herkesin var. Herkesin var. Senin de vardı. Soldu. Can verdi. Belki onun yarası burada kanayan hala.. Bir filiz görünce heveslenme anna. Tomurcuklar da ölür. Öldü de.

Bazı insanlar güzel şeyleri çok hakederler. Ama sen hakedemezsin anna. Sen hakedemezsin. Ağzınla kuş tutsan, litrelerce gözyaşı döksen, kendine kızsan suçlasan hep yaptığın gibi.. Bazen normal olmak herşeyden iyidir. Normal davranmaya çalışma, çünki o da yamalı kaftan gibi duracak üzerinde. Olmayacaksın. Olamazsın.

Sen ki acının intikamını eski acılarınla kendinden alan bir şeysin anna. Herşeyi yırtan kanatan birşeysin kendi kendini mahfediyorsun. Hep aynı çıkmaza girdiğinin farkında bile olmayacak kadar kendinden başka şeyi göremez olmuş gözlerin. Bu mutluluk dediler, hep sürüp gidecek mi sandın? Evet şu an güzel dedin. Anna. Aptalsın güzelim ben sana söyliyim. Bunu sürdürmek sanki neyi değiştirecek. Çok aptalsın. Kandır kendini.

Sonunu düşünen kahraman olamaz dedi annen. Sen ta başlarken sonunu düşündün. Kahraman olmak kimin umurunda. Yalan söyledin anna yalan! Bunu yapmamalıydın. Ama kendi yalanının farkında değilsin. Dönüp baksan bir şey sanacaksın kendini. Psikolojik sorunların mı var anna? Deli misin?

Deli misin?

Bu noktaya nasıl geldim bilmiyorum anna. Neticede niyetim seni suçlamak değildi. Seni severim anna. Otu da severim börtü böceği de. Sevmek güzel şey anna. Ama aşk sadece göklerde. Bizim gibilere pek uğramaz, öğrendim bak tebrik et beni. Yaşlanıyorum anna gördün işte. Lisedeyken aşk derdik anna. Universitede mide bulantıları. Sonra belki dedik. Belki sevmek gelir bize. Ama çarçur edemeyecek kadar az geldi anna. Ama bilemedik ki. O da giderse elimizden, yalın kalp kalacağız ortada. Sakatat olmaktan öteye gidemeyecek..

Sadece bir heves mi anna. Seni bulmak nelere maloldu.. Ne tatlı oysa.. Kıvam var bir de. Erricalukavvamenalennisa. Bir de bu var.

Mevzularımız da saçların gibi, dalgalı ve kabarık anna. Büyütüyorsun. Büyütmeni de büyütüyorsun..

Tıpkı nası biiyor musun, çılgın bir karmaşanın üzerine bembeyaz bir çarşaf serilmiş gibi. Gözleriniz sizi yanıltıyor olabilir desene anna. Perde var önünüzde.. Ben ne iyi ne de kötüyüm, ne güzel ne çirkin. O kadar bir sıradan olmak ki, yanımdan geçse asla farketmez anna. Asla. Görmez bile.

Kendimize acıyalım mı bu gün? Dünyanın en trajikomik işidir kendine acımak.. Ama sen çürük ve kokuşmuşsun desene anna. Kendini beğenmişliğin bu kadarı.. Sen nesin peki?

18 Mart 2012 Pazar

Kafa

Gökyüzü inişe geçti bu gece
Ve bir silah patladı
Kelimeler kurşun ağırlığındaydı.

Kurşun dökmeli gecenin kulağına
Acele
Sebebi kelimeler,
namlunun sıcak ucunda tüten...

Sabret, göreceksin
Gece ne cümlelere gebe;
Göbekbağını kendi kesecek..

12 Mart 2012 Pazartesi

GEL BAHAR!

Tevafuğa bakın ki bu yazıyı bundan tam iki yıl evvel yazmışım, 13 Mart 2010 da:) Birden karşıma çıktı. O halde buyrun, hiç değiştirmeden ekliyorum.

Gel bahar!

Şöyle bir bahar gelse...

Güneş gökyüzünü kaplasa pırıl pırıl, ama yakmasa. Serince okşasa rüzgar kıpır kıpır yapsa herşeyi. Işığa boğulsa her renk, yeşiller, maviler, sarılar.. Ağaçlar dallarını uzatsa göğe, yapraklar o güneşe dokunma heyecanıyla fışkırsa dallardan, tomurcuklar pıtır pıtır patlasa, açsa katmer katmer bahar dalları pembesiyle beyazıyla, kuşlar, güzel sesleriyle dönseler bizim bahçelere, cümbüş olsa cıvılcıvıl ötüşseler..

Penceremin önünde misket oynayan çocukların heyecanlı sesleri yükselse tekrar: turnuva yapıyoz olum gelsene :D Valla misketim olmasa da, ödünç alıp ütüleceksem de atlayıp camdan oyunlarına karışmak istiyorum, sonra herkese birer çubukta dondurma ısmarlarım harçlığımla, belki parmaklarımız toz olmuş olur ama olsun üstüne bir de çukulatalı dondurma aktı mı tam olur işte:D Adını bilmediğim arkadaşlarım olsa, her şeylerini sevdiklerini hayallerini bilsem, ama adlarını bilmesem.. Adlarını çağırmak yerine camlarına taş atsam, atlaslar, sadece koşsak, toz olsak toprak olsak karışsak başka alemlere altımızda atlarımız arkamızda ordumuz belki, cengaverler olsak, tüy tüy bıyıklarımızı bursak, gülsek halimize bakıp olum sen kızsın be dese biri bana:D Olsun Aişe annemiz de kumandanmış desem.. Peygamber ordusuna melekler yardım etmiş, bakın şu gelenler meleklermiş meğerse desem.. Hep biz kazansak hep.. Tek çağırdığımız isimler bunlar olsa..

Bahar olsa, belki bizim de baharımız olur. Belki melekler bizi korur..

Düşsek de kanasak.. Kanayan yara iyileşir dese birileri.. Üzülme dese.. Bahar gelse.. Şifa gelse.. Olur mu?

6 Mart 2012 Salı

Bilmece / Okyanusa övgü

Biliyor musun? Bil isterim.

Sevmek isterim ama sevgim pistir. Zarar vermeden nasıl sevilir? Bize okullar kitaplar dersler okuttular ama nasıl seveceğimizi öğretmediler. Bize sevgisizlik gösterildi, ruhsuzluk, belki kinayeli hani böyle olmayın diyerek.. Şimdi ise başımıza gelenin ne olduğunu anlayamıyoruz..

Bir okyanus düşün, kıyısındasın.. Su müşfik, kendini bıraksan kolları sarıp sarmalayacak seni.. Hep el üstünde tutacak.. Ama boğulmaktan korkuyorsun, halbuki yapman gereken tek şey nefesini tutup kendini bırakmak.. Biraz cesaret.. Okyanus bizim kurak dünyamızdan çok daha heyecanlı bir yer hem de. Mercanlar resifler balıklar rengarenk..

Biraz cesaret..

Ben diye düşünmeye alışık zihnin korkuyor belki de acaba taşırır mıyım okyanusu, bozar mıyım sükûnunu diye.. Okyanusu ancak bir okyanus taşırabilirdi belki. Ama bir damlayken bu evhamlar neye gerek? Nene gerek ben demek.. Biz demek daha mı zor?

Ve giderken götüren gelirken daha fazlasını getiren dalgalar.. Ay ve yakamozlar.. Ilık kumsallar ve meltem.. Ah gecesi ve gündüzü, sesi ve rengi apayrı güzel..

Bir fırtına beklemek senin yaptığın. Dalgalar içine çeksin mi istiyorsun? Neden kendini bırakmıyorsun? Med cezirler başladı, ya kaç git çölüne, ya da bekle ayak bileklerinden kavrayacak okyanus..

Sakin.

Ve bir kış gecesi eriyen karlar dahi o vahdette buluşmaya gidiyorlar. Sırrını söylüyor kulaklarına ; geçse de yolumuz bozkırlardan, denizlere çıkar sokaklar..

Her şey aslıyla kaim. Aslımız okyanus ise neslimiz de okyanus olacaktır değil mi?

Bilmemi ister misin? Söyle o halde.

5 Mart 2012 Pazartesi

Pembe

Daha kısa evlerden müteşekkil daha küçük bir kasabada, birbirine zarar vermeyen insanlarla beraber mutlu bir hayat istiyorum.

Sonbahar yaprakları birikmiş bahçesinde beyaz boyalı salıncağı sessizce sallanan bir ev.. Dinlemeyi seven bir çınarım olsun, öğüt veren bir de söğütüm. Bak yine sahiplenme kelimeleri dökülüyor ağzımdan. Hayır, ben onların olayım, onlar benim olmasın. İstedikleri hayatı özgürce yaşasınlar, asla bir saksıya koymam onları. O küçük dünyamızda hepimize yetecek kadar toprak olacak nasılsa.

Bahçemde hep meyvesiz, faydasız bitkiler yetiştirmek isterim bir de. Hiç kimseye en ufak bir faydası olmayan, başka dünyalarda olsa kökünü kazımak isteyecekleri bitkiler..

Sadece ve yalınca olmak isterim orada, bir de gözleriyle gülen komşularım olsun. Birbirimizin çöplerine bile şefkatle bakalım. Teknoloji kelimesi en büyük hakaret olsun, uzak olsun. Irmak olsun, balıklar olsun..

Sabahken sabah gibi, akşamken akşam gibi olsun. Kimse kimseyi delice sevmesin. Herkes akıllı uslu olsun. Ya da aslında herkes deli olsun. O da olur. Ama herkes derdini de sevincini de sadece ağaçlara söylesin..

Zamanı ölçmeden tartmadan, az ya da çok demeden yaşayalım, ölelim.. Kuşlarla uyuyup kuşlarla uyanalım.. Kimsenin sesi kimseden yüksek çıkmasın..

Bütün işlerimi en ufak ayrıntısına kadar emek vererek kendim yapmak isterim bir de. İnsan emek vermediği birşeyin hayalini kuramaz çünkü. Hiçkimse için istemeden bir şey yapmak zorunda olmayayım, kimse bana lutfetmesin, ya da hatır diye bir olgu yokmuş olsun meğerse.. Herkes şarkı söyler gibi mutlu ve kolay yapsın günlük işlerini, kimse keyifsizken şarkı söylemek istemez ki..

Mutluluk kelime olarak değil bir duygu olarak var olsun istiyorum. Kelimeler olmadan anlaşabilelim. Gözlerimizle sevip gözlerimizle gülelim. Kimseye dokunmayalım. Ağaçlara sarılalım. Salıncakta uyuyalım... Havada hep sevdiğimiz kokular...

Şimdilik istediklerim bu kadar..