20 Mayıs 2012 Pazar
Sevmek
Sevmek zor zanaatmiş, elime yüzüme bulaştırdım. Ne kelimeler yetiyor ne nefesim yetiyor ne gözyaşı yetiyor, inşirah yine ondan gelecek.. Ne kadar çok istesek de kalpler Allah'ın elinde.. Ne de güzel, o halde dualarımla dokunabilirim
yalnızca ona.. Severek yaşamak ister herkes.. Bense severek ölmek isterim.. İki kaşın arası olur kabrim.. İki dudağın arasında fermanım, bir çift gözün bakışında dermanım.. Ben ne kırılırım, ne incinirim. Sadece ölmek gelir elimden, elinden... Ona da eyvallah. Neye layığım biliyorum. Haketmediğim güzelliklerin eda edemediğim şükrünün faturaları belki bunlar.. Irmaklar akıtsan, iz olsa yanaklarında, çaresi yok. Allah verir, Allah alır. Kalpler yalnız onun elinde. Emin ellerde. Ben çıkarıp eline de verirdim onun.. Ama ağır bir yük bu.. Kendi kalbimi kendim taşırım, kırık dökükmüş, yara bereliymiş kimsecikler ne görür ne duyar.. Yalnızca Allah bilir derdimi de dermanımı da.. Hep hata yapan biri olarak bin türlü af dileme yöntemi öğrendim.. Allah'tan başka kimse silmiyor tamamen biliyor musun.. En büyük hataları hep ona karşı işlediğimiz halde.. Ah ne acı.. Ah ne Tatlı hayallerimiz hep.. Kontrast güzeldir bazen. Aşkından ağlamak diye birşey geliyon insanın başına bazen, o zaman daha bir iyi idrak ediyor bunu.. Zaman geçiyor. Ömür tükeniyor. Ben bir serçe kuşu gibi ürkek, ilerliyorum aşkın yollarında.. Ne çıkacak karşıma, bu ham sevda ne vakit kıvamını bulacak, zarar ziyan vermeden sevmeyi ne zaman öğreneceğim Allah bilir.. Ah Allah'ım, onun şefkatini haketmediğimi düşünmek çok acı veriyor..Hiç bir şey haketmiyorum güzel olan..
14 Mayıs 2012 Pazartesi
Eski-yeni
Şöyle bir yazı yazmışım bundan Yaklaşık bir sene evvel;
-------------------------------------------------------
/İstek Parça/
Ruhumu karanlık ıssız ve üç tarafı çevrili bir kuytuya yerleştirmek istiyorum. Hatta oranın da en köşesini bulup oraya, kafamı dizlerime çekip, tünemek istiyorum. Kendimi sarabilirmiyim. Örtmek istiyorum pencerelerimi. Kapatmak tüm kapıları.
Her şey ben küçükken balık avladığımız zamanlardaki gibi olsun istiyorum. Tek çıkışa izin vermek ona da izin vermemek istiyorum.Bazen kullandığım kelimeler midemi bulandırıyor, kokuyor gibi. Düşündüğüm şeyler başımı döndürüyor, daha çok düşüncelerden dünyaya döndüğümde şiddetle sarsılıyorum. Hiç bir şey sandığım gibi değil. Olmayacakmış da. Ben terk edilmişim. Kendi halime bırakılmışım ama halime her daim tacizlerini sürdüren çelik pençeler var, acıtıyor kanatıyor ve halinden memnun. Halimi sevmiyorum. Yüzümü örtmek istiyorum. Kimse beni tanımasın istiyorum. Görünmez olmak istiyorum ama bilinmez değil. Ağızları mutluluktan çatlayacakmış gibi genişleyen insanlar görmek istemiyorum. Rüzgar hep serin essin hep yağmur koksun havada her daim hüzün halihazırda mevcut olsun istiyorum.
Tek bakış her şeyi anlatabilsin istiyorum.Dünyaya şöyle bir bakayım ve.. Ve ne olsun bilmiyorum ne bekliyorum bilmiyorum bilmiyorum bilmiyorum…Benim de hayattan ne beklediğimi bilmeye ihityacım var diye arzuhal gönderdim cevabı aldım; ölüm. Hayattan dahi ne bekleyeceğini bilmelisin ki alasın randımanı..
Şaka yapıyorum. Sırtım kambur olacak ben otuzuma gelmeden. Hayır çok çalışmaktan felan değil. Durmadan içime kapanmaktan. İki büklüm oluyorum. Kapanıyorum. Kapandım.
------------------------------------------------------------
Şimdi ise tek ihtiyacım olan şey, sarılmak sanırım. Sanki herşeye şifa olacakmış gibi... Sanki bütün hataları silecekmiş gibi... Herşeyi unutturacakmış gibi... Layıkmıyım bilmiyorum. Belki herşek karmakarışık kalacak. Hakedenler mutlu olacak. Ama orada bir cennet saklı, görüyorum. Ve ben onu istiyorum. Herşey tesadüf olamaz. Hayatımda hiç yaşamadığım duygular pişmanlıklar mutluluklar yaşıyorum. Bu sanki dünya değiştirmek kadar farklı. Yeniden doğmak gibi. Ama herşey daha yoğun, o kadar keskin çizgiler mevcut ki, yapılan hatalar söylenenler o kadar geriye dönüşsüz ki... Birini çok sevmek de bir imtihan vesilesi. Değiştiğini sanıp hala ahmaklık yapıyor olmak çok acı verici. Hala aynı olduğumu duymak istemiyorum.. Değişmeye çalışıyorum istemiyorum aynı hataları yapmak... Ama yapıyorum. Ve bu kez zehirli bir acısı oluyor.. Utanıyorum. Kendimden.. Herkesten.. Önce Allahım. Senden.. Affet..
8 Mayıs 2012 Salı
Nasıl yapsak..
Napıcam şimdi ben. Onu bu kadar severken.. Bilemiyorum dostum, anna.. Keşke rüzgardan hızlı olabilsem de penceresine tıkırdasam, ay ışığı olsam odasına sızsam, güneş olsam sabahına doğsam, su olsam sulasam çiçeklerini.. Sarmaşık tohumlarını mesela sulasam.. Onlar göğerdikçe ğöğe erececek benim başım. Kabul olacağından hiç umudum olmayan ama kabul olmuş bir duam o.. Allah herşeye kadir. Belki ben de güzel olurum bir gün, su gibi, okyanus gibi..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)