Sevgili çok kalabalık takipçi gurubum, belediye başkanım garnizon komutanım değerli veliler. Size pasta böörek tarifi vericem sıkı durun:)
Aslında tarifi dün akşam isteyen arkadaşlarım için yazıyordum ama o kadar yazmışken bir yere kaydedeyim de tekrar tarif gerektiğinde tekrar tarif sahibini rahatsız etmeyim diye ortalık yere yazıciim^.^
Biiiir; O bir Aile Boyu Bööreği
Böreğin ana fikri üç ayrı harcı estetik bir görünümle sunmak. Ben patates, ıspanak ve peynir tercih ettim, isteyen kıyma veya karamercimek filen de kullanabilir.
Patatesli harç:
Beş patatesi haşladım. Dördünü soydum doğradım, bir soganı zeytinyağıyla ocakta kavurup içine doğradığım patatesleri ekledim. Harç turuncu olsun isterseniz pattesi katmadan az salça da ekleyebilirsiniz. İstediğiniz baharatları tuzu ekleyibilirsiniz, ben karabiber kekik nane kimyon kullandım. İçine bol miktarda da tereyağı ekleyip altını kapattım.
Ispanaklı harç:
Yine biraz daha bol miktarda soğanı kavurup bir demet ıspanağı tüm tüm ekledim azcık ölene kadar kavurdum. Biraz sulanabiliyor suyunu böreğe koymadan süzün ama lavaboya değil ayrı bir tabağa, acaip lezzetli oluyor beşinci patatesi içine doğrayıp yersiniz;)
Peynirli harç:
Evde olan peynirleri biraz ezip içine pulbiber ekledim. Bukadar:D
Dört tane yufka lazım, her harcı sırayla yufkanın birini yayıp çap kısmından biraz aşağıya uzun ince sermek suretiyle rulo yapıyoruz. Üç farklı harçlı devasa dürümler elde ediyoruz. Dördüncü yufkayı serip iyice yagladıktan sonra tam çapın üstüne iki dürümü, üçgen olacak şekilde ikisinin üstüne de diğer dürümü koyup adeta bir kas demeti gibi yeni bir kılıfla dürümlerimizi sarıyoruz. Tepsiye sığacak şekilde ikiye bölüp üzerine yumurtayı çırpıp sürüyoruz. Sürmesek olmaz mı demeyin kabuğu dağılmasın dilimlerken diye sürüyoruz, çok incecik sürün kokmuyo o zaman;)
210 derecede ustu altı kızarana kadar pişiriyoruz. Biraz dinlendirip sonra dikkatlice dilimliyoruz.
Afiyet olsun. (Gülsüm yengeme burdan hassaten teşekkür edeyim, tarifi ondan almıştım^.^)
İkiiiiii; o biiiiir Meyveli kedi dilli güler yüzlü ceylan gözlü tatlı
Öncelikle bir paket kedi dilini tepsiye dizip paketin üstündeki tarife göre (ama kahve koymayın ha o tiramisu tarifi) ıslattım.
Üzerine evde bulunan meyvelerden bir tabak dolusu dilimleyip yaydım, biraz bastırdım.
Kreması:
1lt süt
2 tepeleme çorba kaşığı un
Aynı miktarda nişasta
8 çorba kaşığı şeker
1 yumurta (a a naalaakaa demeyin acaip oluyo krema böyle)
Bunları hızlı hızlı karıştırıp homojen hale getirdikten sonra yavaşlayıp blop blop die kaynayana kadar sakin sakin karıştırdım. Kaynayınca 100gr tereyağı ekleyip biraz daha karıştırdım.
Sonracıma bi tabakta bir paket kremşantiyi yarım bardak suyla çırpıp krema biraz ılıyınca ona ekledim.
Krema ılırken tarifte iki paket ahududu sosu yazıyordu ama evde olmadığı için kendim sos yaptım (ehe ehe^.^ evet; iyice o yoksa bunu koy moduna girmiş bir ev hanımıyım gari) şu şekil;
Home made jölemsi sos:
İki su bardağı suda 7 tatlı kaşığı çilek reçelini (tanesini koymayın) iyice çözdürdükten sonra bardak başına bir tatlı kaşığı nişasta ekleyip kaynayana kadar karıştırdım. İlkbaşta rengi bulanık gibi oluyor ama kaynayınca berraklaşıyor. Bunu daha sıcakken hemen dökmek lazım çünkü malum soğuyunca jöle kıvamına geliyor.
Kremayı tepsiye meyve ve kedi dili büsküülerin üstüne yaydıktan sonra en üste sosu döküp yarım saat bekletip buzdolabında muhafaza ettim. Serin serin yiyince daha hoş oluyor:)
Afiyet olsun. (Buradan Süheyla teyzeye de hassaten teşekkürlerimi ederim, bu tarif de ona ait:))
Üüüç; o biiiir ev yapımı sufle
Bir yumurta 2 yemek kaşığı şeker 1 yemek kaşığı un 1 yemek kaşığı tereyağı 75 gr bitter çuku
Bu tarif iki kişilik:) çukulata ve tereyağını benmari usulü eritirken yumurta ve şekeri iyice çırpıp, unu ve eriyiği ekledim. Hepsini çırpıp bir fırınsütlacı kabına koydum, 160 dereceye önceden ısıtılmış fırında 20dk kadar pişirdim. Daha uzun pişince acaip kabarıyor ama kekimsi oluyor ben daha cıvık sevdiğim için az pişiriyorum. Bu kadar:)
Afiyet olsun.
Fotoğafları koyuyorum, hangisinin börek hangisinin tatlı hangisinin sufle olduğunu tahmin edin:)))
14 Aralık 2012 Cuma
12 Aralık 2012 Çarşamba
Biliyor musun
Bil isterim. Zaman sadece geçip gitmiyor içimizden. İki kişiyi birbirine perçinleyebiliyor.
Birimizi birimizde; bizi birbirimizde eritebiliyor. Tek bir potaya dökülüyoruz nihayet, huzur ve sükûn potası.
Okyanus demiştim, çağırıyor.. Çağırdığı yerin bu denli güzel olabileceğini muhayyilem almamıştı.
Ben aslında sadece ve sürekli tatlı yiyemem bilirsin. Bir şeyin lezzetli olabilmesi için dengeli olması gerekir, biraz tatlıysa biraz da tuzlu, biraz yumuşaksa biraz sert, biraz akışkansa biraz da katı olmalı.. Ama bunun kıvamını mükemmel elde etmek öyle kolay değildir. Ancak tecrübe öğretir neyi ne kadar katacağını, herkesin tarifi kendine özgüdür, kendi damak zevkine ve imkanlarına göre.
Hayat diyorum, hayatımız tıpkı bunun gibi, sürekli pamukşekeri kıvamı da insanı hasta edebilir sürekli pulbiber aroması da. İtidal herşeyde en münasib olanıdır ama itidale ermek hep tecrube ve emek ister. Birdenbire mükemmel lezzeti yakalamak imkansıza yakındır.
Ama ne var biliyor musun, bize kanaat öğretildi. Kanaat en büyük zenginlik.. Gözümüzü maddi olarak aşağıdakine manevi olarak yukarıda olana çevirmemiz tembihlendi. Bunlar büyük sırlardır, mükemmel lezzeti elde etme yolunda. Bilmediğimiz sırların da peşindeyiz beraber..
Şimdi ömrümün bir senesi daha bitti, ama bu bir sene benim için hepsinden belki de daha güzel şeyler getirerek veda etti. Zaman geçti fakat bu çok güzel birşey aslında biliyor musun. Geçmese, ben ilerleyemez, hayatımın kıvamını verecek olan en önemli sırra erişemezdim..
Onu bana Allah verdi, herşey gibi.
Bir tarik, bir yol bu, yolda belki bir konaklama, bir gölge yahut hayat dediğimiz.. Ama yol varsa yoldaşsız olmaz değil mi? Çünkü bu yolculuğun sonunda cennet kapısını açacak en önemli anahtar güzel bir yoldaştır. Sonsuza dek beraber olacağın bir yoldaş.
Biliyor musun, şunu anladım, bir okyanus kadar güzel yoldaş olamaz insana. Bil isterim. Çünkü sükûn da onda, fırtına da. Tuz da onda tat da. Çünkü bilirsin, okyanus ruha dinginlik verir. Ama en heyecanlı hikayeler de onda geçer.
Okyanusun ortasındaysan mesela, yalnız Allah ve sen varsındır orada..
İşte bu yüzden.
Bu yüzden itidal arar ve yemeklerden konuşur ve hayatımın yönünü düşünürüm yenibaştan her yıl.. Bu yüzden, çünkü bu gün yine yeni bir yaş var elimde. Onu nereye koyacağımı düşünmeliyim derdim eskiden olsa... Oysa şimdi biliyorum, onu okyanusa bırakacağım düşünmeden.. Onun götürdüğü yerden güzel neresi olabilir ki..
Birimizi birimizde; bizi birbirimizde eritebiliyor. Tek bir potaya dökülüyoruz nihayet, huzur ve sükûn potası.
Okyanus demiştim, çağırıyor.. Çağırdığı yerin bu denli güzel olabileceğini muhayyilem almamıştı.
Ben aslında sadece ve sürekli tatlı yiyemem bilirsin. Bir şeyin lezzetli olabilmesi için dengeli olması gerekir, biraz tatlıysa biraz da tuzlu, biraz yumuşaksa biraz sert, biraz akışkansa biraz da katı olmalı.. Ama bunun kıvamını mükemmel elde etmek öyle kolay değildir. Ancak tecrübe öğretir neyi ne kadar katacağını, herkesin tarifi kendine özgüdür, kendi damak zevkine ve imkanlarına göre.
Hayat diyorum, hayatımız tıpkı bunun gibi, sürekli pamukşekeri kıvamı da insanı hasta edebilir sürekli pulbiber aroması da. İtidal herşeyde en münasib olanıdır ama itidale ermek hep tecrube ve emek ister. Birdenbire mükemmel lezzeti yakalamak imkansıza yakındır.
Ama ne var biliyor musun, bize kanaat öğretildi. Kanaat en büyük zenginlik.. Gözümüzü maddi olarak aşağıdakine manevi olarak yukarıda olana çevirmemiz tembihlendi. Bunlar büyük sırlardır, mükemmel lezzeti elde etme yolunda. Bilmediğimiz sırların da peşindeyiz beraber..
Şimdi ömrümün bir senesi daha bitti, ama bu bir sene benim için hepsinden belki de daha güzel şeyler getirerek veda etti. Zaman geçti fakat bu çok güzel birşey aslında biliyor musun. Geçmese, ben ilerleyemez, hayatımın kıvamını verecek olan en önemli sırra erişemezdim..
Onu bana Allah verdi, herşey gibi.
Bir tarik, bir yol bu, yolda belki bir konaklama, bir gölge yahut hayat dediğimiz.. Ama yol varsa yoldaşsız olmaz değil mi? Çünkü bu yolculuğun sonunda cennet kapısını açacak en önemli anahtar güzel bir yoldaştır. Sonsuza dek beraber olacağın bir yoldaş.
Biliyor musun, şunu anladım, bir okyanus kadar güzel yoldaş olamaz insana. Bil isterim. Çünkü sükûn da onda, fırtına da. Tuz da onda tat da. Çünkü bilirsin, okyanus ruha dinginlik verir. Ama en heyecanlı hikayeler de onda geçer.
Okyanusun ortasındaysan mesela, yalnız Allah ve sen varsındır orada..
İşte bu yüzden.
Bu yüzden itidal arar ve yemeklerden konuşur ve hayatımın yönünü düşünürüm yenibaştan her yıl.. Bu yüzden, çünkü bu gün yine yeni bir yaş var elimde. Onu nereye koyacağımı düşünmeliyim derdim eskiden olsa... Oysa şimdi biliyorum, onu okyanusa bırakacağım düşünmeden.. Onun götürdüğü yerden güzel neresi olabilir ki..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)







