5 Ekim 2014 Pazar

kendi kendime konuşma.

şöyle bir his vardı,
sokakta yürürken sana uygun bir kaldırım bulamazsın, sıkılırsın.
restoranda sana uygun bir yiyecek bulamazsın sıkılırsın.
bir ortamda kendine sohbet edecek, yüzüne bakacak, yakınlık kuracak birini bulamazsın, sıkılırsın.
okula gidersin, oturup kalkacak yer bulamazsın çünkü kendin gibi olduğunda giremeyeceğin bir yerdesindir. sıkılırsın.
nerdesindir? neden bu kadar kaygılısındır? neden herkes gibi su gibi akıp gitmiyordur hayatın..
neden herkes gibi rahat rehavet huzur sükun bulamıyorsundur sosyal ortamlarda. neden sürekli sürekli birşeyler senin hayat görüşüne uymuyordur, sürekli rahatsız oluyorsundur sürekli tırmalıyordur herkesin keyif alıyorum dediği çoğu şey gönlünü..
bir film izle der sıkı sıkı tavsiye ederler, açar ilk sahneden şak diye kapatırsın. bu sahneyi göre göre bu filmi nasıl birine tavsiye ederler dersin..
of puf çuf çuf.
sonra zaman geçer, bir bakarsın ki yanında o eskiden rahatız olduğun insanlar, izlemeye asla tammülünün olmadığı işler yaparken "yaşam tarzı" "tercihler" deyip su gibi akan hayatına gömülür huzur ve sükun içinde o yiyecek şey bulamadığın restoranlarda karnını şişirir olmuşsun..
vicdanın öyle haykırışlar, öyle isyanlar içindedir ki, o eski herşeyden sıkılıp bunalan halini özlersin:(
nasıl bu hale gelmişsindir? o hem dersini bilmiyor hem de şiman herkesten dediin insanlara dönüşmüşsündür..
geri dön heeeey geri dööön. bunlar hep bir muharebeymiş meğer. meğer ben rahat etmeyerek mücadele ediyor, imanımı sağlamda tutmaya çalışıyormuşum, rahatlamamla iplerimin gevşemesi, imanı süzülüp kaçıvermesi bir oldu.. sıkılırken sıkı tutuyormuşum islamın ipini meğer. belki bir üst merhaleye ulaşsam, bundan sıkılıp bunalmaz, asıl iç huzuruna bu vesileyle erişirdim. ama ulaşamamışken çok yanlış yerlerde aramaya başlamışım rahatlığı.
sıkıl.
ar et.
bunal.
şaşır, utan!
"tadını çıkar" ma.
of. of. of.
rahatlık eşit değildir huzur. buymuş yani.
annem haklı, rahata kavuştuysan bir terslik var demektir! la rahate fiddünya.
çok rahatım Allahım sen affet.(

3 Ekim 2014 Cuma

Annelik ve Kurban

Anne olarak ilk kurban bayramım, ne alaka diyeceksiniz ama kurban a bakışım değişti gerçek anlamda.. 

Zira bu bayramın kaynağı olan Hz İbrahim as ın yeryüzünde kendisine ondan daha sevimli hiç bir insanın olmadığı can parçası oğlu Hz İsmail i kurban edişi hadisesi beni bir evlat sahibi olarak empati yapmaya sevketti ve olayın başka ve belki asıl  vechine yakın bir parçasını idrak etmeme vesile oldu.. 
Kurban edilenin ne olması gerekiyor?

İnsan zannımca dünya nimetlerinden en ama en çok, herşeyin de üstünde bir tek evladını sevebiliyor.. Ona olan zaaf başka herşeyden fazla. Hele de uzun yıllar gelmesini beklediyse. Katmerleniyor artık bu sevgi, insan kendisi için yaşamıyor ise evladı için yaşıyor bir zaman sonra. Onun bir ufak hastalığı ile bir eline batan diken ile perişan oluyor. Sonra Allah onu kurban etmesini istiyor!
Ne yapardım diye düşünüyorum kendimce, Hz Hacer in yerinde olsam.. Hz İbrahim in yerine koyamıyorum bile kendimi.. Çıldırmış gibi engel olmak için elimden geleni yapardım herhalde.. Tövbeler olsun..
Ama netice şöyle ki, benden bu dünya nimetini almak değil maksat, veren de O alan da O olacak elbet ama bu tatlı nimetin dahi Allah a olan itaatin önüne geçip geçemeyeceğini göstermem isteniyor.. 
Bu gün hiçbirimiz evladımızı kurban etmiyoruz, çok şükür ki hepimizin yerine Hz İbrahim ile Hz İsmail bu imtihanı yaşamış sanki..  Ama kurban ı yalnızca inek-koyun kesme ve bol bol kavurma tüketerek nefsimizi şımartma etkinliği olarak görmenin ne kadar zavallı bir kurban düşüncesi olduğunu iliklerime kadar hissettim bu kez. Kurbanı, beni dünyaya bağlayan, dünyadan bana en tatlı gelen nimetlerin bütünü olarak tahayyül etmeli, beni ayağımdan başımdan kıskıvrak yakalayıp emrine amade etmiş tüm dünyevi bağları koparır gibi, yalnız Allah için, onun rızasını herşeyden üstün tuttuğumun 
nişanesi olarak kesmeliyim.. 

Muhakkak ki Hz İbrahim as ın kıssasında daha nice nice ibretler vardır alınacak fakat benim küçük aklım ve kalbim ile bu hadiseden aldığım hisse bu oldu bu gün..  İnşaallah gereğini yapmak da nasibolur.. 
Cümleten hayırlı bayramlar:)