20 Aralık 2011 Salı

uyu da turnalar girsin rüyana

Aşk çok kaygan bir zemin, Allah'ım korkuyorum. Şiddetli korkudan kırılmak üzereyim.

Bir kol omzunda. Bu mudur? Ne kadar çok aşk geziyor sokaklarda. Ne kadar çok aşk dökülüyor kabından insanların. Ben susuzsam bundan kime ne. Acı vermeyen şeyden hayır mı gelir..

Böğüre böğüre ağlaya da bilirdim. Ama yapmadım. Kimseye geçici veya kalıcı rahatsızlık vermek istemem ama etrafta dolanmak zorundayım, aşk benim ayaklarıma dolanmazsa patırtı çıkarmam. Düşerse entarim düşer tepetaklak, belki içinde biraz da ben olurum o esnada.

Zaman desin biri bana, ne de çabuk geçiyor, saat onikidir söndü lambalar. Uyu desin, uyu da turnalar girsin rüyana. Hiç böyle hayır dua olur mu? Baktım rüya tabirine, tuhaf adam ve yolculuk demek turna. Deli misin? Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar mı? Ama ay dedin, çakallar dedin, ben de baktım göğe, tuhaf olan senin söylediklerin. Bak aşktan ölmek istemem tamam mı. Ama ıslansam azıcık Allah'ım, çok mu kabiliyetsizim?

ÇOK MU KABİLİYETSİZİM? Söyle. Ben hiç sevilmeyecek adam mıyım? Her bakışımda kötü manalar, alt metinler mi var? Ne demeye çalışıyor olabilirim? Peki sen, sen ne anlamaya çalışıyorsun? Aptal mısın çokafedersin. Neden hala hayal olmakta ısrarcısın?

Ol desin ve OL ARTIK! Şehirde daha fazla sokakları, köşebaşlarını kollayarak yürümek istemiyorum aşka toslamamak için. Daha da kötüsü, onu üstüne basıp ezdikten sonra, bu ezdiğim neydi yav hissiyatıyla dönüp baktığım yerde görmekten korkuyorum.

Artık çok şey biliyorsunuz ve maalesef sizi imha etmem gerekecek. Bunun için tek bildiğim yöntemi devekuşlarından öğrenmiş olmam da sizin şansınız.

Elveda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder