22 Kasım 2012 Perşembe

Alice aşureler diyarında

Alice o sabah içinde inanılmaz bir aşure yapma isteğiyle uyanmıştı. Akşamdan ıslattığı bakliyatın yanına koşarak gitti.. Tarifi almak için hemen ananesini aradı ve hal hatır sorup tarifi aldı, mutfak onu bekliyordu^.^
Abdestini aldı, önceden ıslattığı buğdayları kocaman bir tencereye atıp besmeleyi çekti. Bu aşure hayatında yaptığı ilk aşure olacaktı ve komşularına, ailesine ikram etmeyi büyük bir heyecanla bekliyordu. Bir kapta zaten acemilik işi olduğundan azar azar ıslattığı fasulyeyle nohutu sularını süzüp bir başka kaba aldı, suyunu ekleyip haşlamaya başladı, derince bir kapta da bol suyla buğdaylar haşlanmaya başladı.
Biryandan kuru incirleri çıkarıp ıslattı, biryandan da aşureye koyacağı fındık fıstıkları hazırladı. Kendini Nuh as. ın gemisinde mi sanıyordu aceba? Zira bu kadar hummalı bir mutfak macerası daha önce hiç olmamıştı.
Buğdaylar özünü bırakıp fasulyeler yumuşayınca fasulyeleri ilave etti. Sonra hepsi iyice kaynayıp kıvama gelmeye başlayınca fıstığı, inciri ve arkasından şekeri ilave etti. Kaç kez tadına baktı Allah bilir:)
Aşure usul usul kaynayıp kaynaşırken, o da biryandan üstüne serpeceği nar ve fındıkları hazırlıyordu.
Tüm bu hazırlıklar sırasında acaip bikaç zorlukla karşılaşmış, mutfağı salonu nar suyu damlacıklarıyla ıslanmış, ıslatılmış fıstıkların kabuklarını soymaktan yaşlanmış olsa da sonuç elbette buna değmişti.. Muharrem ayı boyunca komşular aileler birbirlerine bol bol aşure ikram edecekti ve Alice yanlızca yiyenlerin değil ikram edenlerin de içinde olacağı için çok mutluydu:) Elahmdülillah..
Bu hayatının ilk aşuresiydi ve ilk kez denediği herşey gibi bu da inanılmaz heyecanlıydı:)
Harikalar diyarında olmak için illaki white rabbit i takip etmek, zehirli mantarlar yemek gerekmediğine ve bundan sonraki macera arayışlarında öncelikle mutfağın kapısını bir aralamak gerektiğine karar verdi:)

Not: Bu yazıyı yazmak Alice in bir gününü aldı zira aşureye her malzeme ekleyişinde gelip aşureye şunu ekledi bunu ekledi diye yazması gerekti. Gönül isterdi ki hepiniz tadabilesiniz. O yüzden canı istyen Alice i takip ederek kendi aşuresini yapabilsin diye ayrıntıları es geçmedi:) Miktarlar tamamen kafadan uydurma olduğu için kendi yaptığı tarifte de ölçü yoktu, sadece önce şunları haşla sonra bunları koy dedi ananesi çünkü:)

Ve mutlu son^.^

14 Kasım 2012 Çarşamba

Yapabilir misin?(miyim)(miyiz)

Bazen kocaman bir roman yazabileceksin gibi bir güçle ayağa kalkıyorsun ve oturup tek yazabildiğin bir kelime veya bir satırdan öteye geçemiyor.
Bazen bu gün çok büyük işler yapmalı birşeyler üretmeli, paylaşmalı, sevmeli sevindirmeliyim diyerek uyanıyorsun ve tek yapabilğin içinde aniden büyüyen boşluğu çerçöple doldurmaya çalışmak oluyor. Akşama kadar uğraşıyor, yapamayınca, elinde hiçbirşey olmadığını anlayınca hüzünlenip ağlıyorsun.
Bazen yepyeni bir hayata başladım, herşey değişmeli, ben değişmeliyim, artık tüm ipler benim elimde diyorsun, ama görüyorsun ki insan yedisinde neyse yirmiüçünde de o oluyor.
Zaman korkunç bir hızla geçip gidiyor. Zaman aziz birşey halbuki, belki de bu yüzden hiç bozulmadan, değişmeden aramızdan akıp geçiyor yüzyıllardır, ve görevini hiç aksatmadan. İnsan bazen onun ilaç olacağını, belki yavaşça kendisini değiştireceğini umuyor, zaman terbiye ediyor insanı ama umdugu gibi değil..
Herşey, zemin, etrafındaki insanlar, önündeki imkanlar, duygular, herşey degişiyor ama insanın ruhu,karakteri, alışkanlıkları ve en çok da korkuları degişmiyor. İnsan aciz olduğu kadar zalim. Kimseye zulmetmese kendine zulmediyor.
Bazen bu kuyulardan kurtarıp seni aydınlığa çıkaracak bir kervan bekliyorsun, ama o kervan çoktan gelmiş geçmiş oluyor. Ve sen kurtarılmış olmana rağmen hala kuyuda olduğun gerçeği ile başbaşa kalıyorsun. Kendime diyorsun, yine ancak kendim yardım edebilirim, çünkü muhtaç oldugum kudret bana şah damarımdan daha yakın, kimseye muhtaç değilim başka. Yolu bulmalısın, o kendine giden yolu.
Bu gün yola çıkıyorum işte, işte bu gün kendimi kuyudan çıkaracağım gündür, bu gün herkese gerçeği haykıracağım, Allah için kazanacağım, onun için yapacağım her ne yapacaksam diyorsun, etrafta bu kadar yardıma muhtaç insan varken ben kendi tepeme yıktığım lüks harabemde hapsolup kalmamalıyım, ayaklarini yola koyuyorsun, 'Bismillah'! Gazan mübarek olsun. Allah sabredenlerle beraberdir. İnşaallah...

4 Kasım 2012 Pazar

Guzel bir pazar.

Ve ben evde vaktimi ücüncü kez sinava girmeye niyetlenip yine ders calismayarak ve sufle yaparak ve donmus visne yiyerek ve keske profeysinil bir makinem olsa ve daha fazla efekt yapabilen bir fotograf programim olsa ve acaba anne olmak nasi bi duygu ve saire seklinde dusunerek geciriyorum. Tenkyu soo mac. Bi de imla hatalarini duzeltsem mi die dusundum su an ama yok iih useniyorum. Belki sonra. Bayramda bussuru kayseriyi gezdik bissuru fotograf cektim. Gelin sifatiyla orada oldugum icin durup ikram edilen tabagin resmini cekmem biraz garipsenmis olabilir ama iste her gelin bursuru kusura sahiptir degil mi benimkilerden biri de bu olsagerek. Insan tekbasina deli olabiliyor ama sosyal tabakalama sistemi deli olma hakkimizi elimizden azbiraz aliyor gibime geliyor. Ama ben sansliyim bence. Elh. Mas. Sub. Bi de bayramda sucuk baklava filen yaptik ben ilk defa yaptim dogrusu boyle seyler. Ama cok guzel ve de farkli bi bayramdi. Bahceler manzaralar ordekler elopmeler salcalar cemenler sac kavurmalar geldi gitti. Oyle iste demem o ki yazan gitti. Bu postu da sanki kimse okumaz nasilsa yine die yazmis gibiyim. Ay nebileyim. Ne bileyim. Ha bi de cicek dolmasi dimek istiyorum. Ay veda kismi da kapi onu kadin muhabbeti gibi uzadikca uzuyo yaf. Nie biliyomusun? Cunku ders calismam lazim da ondan.

1 Kasım 2012 Perşembe

Son anda

İlkokulda ödevlerini dersten önceki teneffüse kadar bekletip son dakikada yapmaya çalışan öğrenci, lisede sınava sınav sabahı çalışır, ÖSS ye bir ay kala oturup çalışmaya başlar, üniversitede final sabahı sınava on dakika kala sınıfa koşarak girer ve konuşarak birbirlerine çıkabilecek yerleri anlatan arkadaşlarının yanına oturup can havliyle bişeyler aklında tutmaya çalışır, evlenirken çeyizini düğüne üç ay kala toparlayıp yaptırmaya çalışır, evlenince misafir gelmek üzereyken henüz bir eliyle pasta kremasını öbürüyle böreğin harcını karıştırıp, ayağıyla da yerleri siliyordur.. Bu böyle devam eder gider.. Günü gününe yaptığı tek şey beş vakit namazdır onu da tam vaktinde mi kılıyordur ne zaman öleceğini bilse onu da son ana bırakır mı bilinmez.. Allah vere de Kelime-i şehadet i son anda yetiştirebilsin bari inşallah..