26 Kasım 2013 Salı
nasıl?
bir sancı nasıl bu kadar heves ve istekle beklenebilir? insanın canını en üst derecede yakan bir ağrı ve acı nasıl iple çekilebilir? insan hiç tanımadığı biri uğruna nasıl bu denli çok eziyete katlanabilir? bir sevgi, devasa bir şefkat ve merhamet duygusu nasıl birdenbire insanı bu denli elegeçirebilir? hayatına henüz girmemiş biri insanın hayatını nasıl nasıl bu kadar değiştirebilir? birdenbire insanın en büyük korkusu henüz neye benzediğini bile bilmediği henüz kokusunu bile duymadığı henüz kavuşmadığı birini kaybetmek nasıl olabilir.. nasıl hiç görmediği birini bu kadar özleyebilir bir insan.. nasıl.. nasıl?
5 Kasım 2013 Salı
yakınma dan yakınıma..
ah sırtım.. ah belim.. ah ne çok sızlanıverdim..
ah elimde değil ki beş litrelik bidon gibi arada bırakıp dinleneyim..
karnıma sarmışım totalde 10 kiloyu, sonra nie böle oldum.. geçecek geçecek, ama şu halimi özliycem ben, şimdiden gideceğine üzülüyorum.. biyere gittiği de yok gerçi, allahın izniyle ölene kadar bir parçamız.. kah kucağımızda kah kalbimizde taşıyacağız.. şimdilik sadece bel ağrısı yapıyor, rabbim başka ağrıtmasın, hep şifa gülümseme kaynağı olsun inş..
insan herşeye alışıyor da bu garip haline de mi alışıyor, hem de nasıl alışıyormuş.. hem de nasıl seviyormuş.. telaş kaplıyor içimi, bir iken iki olacağımızı düşününce.. hatta iki iken üç olacağız inşaallah.. sesini duymak da inanılmaz olacak elbet, ama artık birey olacak, tek olacak, bağımsız.. bağımlılığın en büyüğüyle bağımlı bağımsız.
sağlıkla, mutlulukla inşaallah.. kolaylıkla..
4 Ekim 2013 Cuma
Hayatında hiç yapmamışlar için lahana sarması tarifi:)
Merhabalar sevgili blogumun pek kalabalık pek muhterem okurları:) Ay kaç gündür canım bir etli sarma istiyor rüyalarıma filan girdi. Sarmayı hallettik güzel sarma yapan bir mekanda, derken çiçek dolması girdi bikaç gün sonra rüyama, bu kez de lahana sarması.. Malum annemle artık aynı şehirde değiliz, kaldım el elde baş başta:) İş başa düştü durdum durdum dayanamadım niyet ettim lahana sarmaya.. İşte bencileyin alakasız birini lahana sarmaya kadar iten nedenler silsilesi..
Şimdi gel gelelim tarife:)
Önce bir lahana almak lazım ki sarmalık olacak o da yumuşak olanlardan oluyormuş. Ben sertinden almışım ki kendisi turşuluk oluyor, aysberg kıvamında, olsun o kadarcık napalım:) Yaprakları ayırmakta biraz zorlandım ama ona da bir yöntem buldum, fotoğraflarda ayrıntılı görebilirisiniz:) Hazır tripod da almışken ben yaptım makine izledi hasbihal ettik iyi oldu bana:) Bol bol da fotoğraf çektim:)
İçine koymak için
200 gr et
bir soğan
bir domates
bir çay b pirinç
bir yemek k bulgur
bir yemek k salça
bir tatlı kaşığı tuz
iki-üç yemek k zeytin yağı
biraz karabiber kimyon kekik vs
iki kaşık tereyağı
Lahanaları yaprak yaprak ayırıp yıkadıktan sora, geniş bir tencerede iki tatlı k tuz attığımız kaynayan suda azcık bükülecek kadar yumuşayıncaya dek (yaklaşık 2-3) dk kaynatıp suyunu süzüp tepsiye alıyoruz. Fazla kaynatınca ezik oluyor yaprak az olunca da bükülmüyor kıvama dikkat:)
Yaprakların ortasındaki sert damarları bir birbuçuk cm genişliğindeki sert damarlı kısmıyla beraber kesip çıkartıyoruz. yaklaşık el büyüklüğünde ya da biraz daha küçük yaprak parçaları olacak şekilde dilimliyoruz. Doğrama tahtasının üzerinde sarmak daha kolay oluyor, hemen kesip kesip sarıveriliyor:)
İçini hazırlarkene, kıymayı karıştırma kabına koyuyoruz, soğanı domatesi rendeliyoruz, üzerine varsa maydonoz da eklenebilir, bir çay bardağı pirinçle bir kaşık bulguru ekledikten sonra tuzunu baharatını iki üç kaşık zeytin yağını salçasını da koyup yoğuruyoruz.
Sararken yaprak sarması gibi rijit kurallarımız yok, önce içi koyup yuvarlıyor sonra da iki kenarı içe doğru tıkıştırıyoruz:)
Tencereye koyarken en alta ortadan çıkan sert yerleri seriyoruz ki dibi tutmasın. Tutarsa da sarmaları tutamasın:P Üstüne de sıra sıra diziyoruz şaheserlerimizi:) En üste biriki kaşık tereyağı biraz tuz koyuyoruz. Ben düdüklüde pişirdim, yaprakların hizasına gelecek kadar ancak su koydum, tencerede pişicekse su kaynayınca altı kısılıp takip edilmeli. Düdüklüde ise suyunu kaynatıp koydum, kapağı kapattıktan sonra hemen düdüğü ötmeye başladı, öttükten sonra altını iyice kısıp tam 10 dk pişirdim ve çok kararında oldu:)
Bolca limon ve sumak ve de yoğurt eşliğinde yemenizi öneririm, şahane oluyor^.^
Bir anane tarifinin daha sonuna geldik, bir başka tarifte buluşuncaya dek siz sağ ben selamet:)
önce sert damarı kesiyoruz
sonra yaprağı başından sonuna tam damarın üzerinden ikiye bölüyoruz
kolayca çıkarıyoruz:)
2-3 dk kaynatıp süzüyoruz
tepsiye alıyoruz
yaprağın ortasındaki damarı kesip çıkarıp yumuşak kısmı sarmaya koyuluyoruz
basit bir rulo yapıyoruz
iki yanını içlere sokuşturuyoruz
en alta damarlı kısımları döşeyip üstüne sarmaları diziyoruz
vee işte bu kadar:) hiç de zor değilmiş:)
1 Ekim 2013 Salı
çok şiirsel gibi geliyor bazen her şey..
çok şiirsel gibi geliyor bazen her şey.. bir narın alacalı narçiçeği rengi, ortadan yarılınca saçılan taneler, kabuğundan sıyrılıp akan su damlası.. koltukta dağınık duran dantel kırlentler, ve yaprakları yere kadar sarkan pencere önü çiçekleri.. yanyana durup apayrı insanlar olmaya devam edebilmek.. mandalina kokusu biraz, tasarruf lambasının dolgun beyaz ışığı.. dağınıklıktaki ahenk aslında.. azevvel şıngır mıngır muhabbet ve şekerle karışıp içilmiş çayların bardakları.. taam ya taam toplicam salonu:/ uf bi romantizm yapılmıyor ha:/ atom fiziğine de prosörlüğe de ev hanımlığına da naleyleylay olsun:(
2 Ağustos 2013 Cuma
Güveç yapmadım da demicem:)
Güveç yapmadım da demicem:) Vala annem yapardı enfes olurdu ben de aradım aldım tarifi. Bakalım benimki nasıl olacak:)
Etli sebzeli karışık bir güveç oldu benimki, annem genelde sadece patlıcanla yapardı.
Etleri iri (kibrit kutusunundan biraz büyük) doğrayıp her ihtimale karşı düdüklüde biraz pişirdim.
Nası pişirdim, şöyle; et yağsız olduğundan önce tereyağında yüksek ateşte biraz kavurdum suyunu bıraktırmadan, sonra üzeri hizasında sıcak su biraz da tuz ekleyip 20 dk pişirdim düdüklüde.
Güvecin İçindekiler; alttan üste doğru sırayla az soğan(dibi tutarsa etler yanmasın diye), düdüklüde biraz pişmiş dana eti(kurbandan kalma olduğundan miktarı ölçülü değil ama tahminen 750 gr vardır), bibuçuk soğan, üç küçük patlıcan, bir baş (diş değil baş dikatinizi çekerim) sarımsak, üç soyulmuş domates, yedi sekiz iri bölünmüş biber, üç küçük kabak ve üç küçük patates:) Sebzeleri ufak değil iri iri doğruyoruz ki eriyip kaybolmasınlar, zira uzun sürede pişecek. Domatesi bol koyunca daha lezzetli oluyormuş salçaya da gerek olmuyormuş o yüzden ben de bol domates koydum.
Hepsini bu sırayla güvece döşedikten sonra üstünden etin piştiği suyu, biraz zeytinyağı ve tuzu ekleyip biraz kekikle çekme karabiber koydum. Ağzını alüminyum folyoyla iyice kapatıp kısık ateşe koydum. Bakalım nası olcek^.^ İnşaallah lezzetli olur. Benim elim değil Hz Fatıma anamızın eli olsun:)
Not; daha ayrıntılı fotoğrafları makinedeki fotoğrafları bilgisayara aktardıktan sonra ekliycem şimdilik bunlarla idare edicem:)
Etli sebzeli karışık bir güveç oldu benimki, annem genelde sadece patlıcanla yapardı.
Etleri iri (kibrit kutusunundan biraz büyük) doğrayıp her ihtimale karşı düdüklüde biraz pişirdim.
Nası pişirdim, şöyle; et yağsız olduğundan önce tereyağında yüksek ateşte biraz kavurdum suyunu bıraktırmadan, sonra üzeri hizasında sıcak su biraz da tuz ekleyip 20 dk pişirdim düdüklüde.
Güvecin İçindekiler; alttan üste doğru sırayla az soğan(dibi tutarsa etler yanmasın diye), düdüklüde biraz pişmiş dana eti(kurbandan kalma olduğundan miktarı ölçülü değil ama tahminen 750 gr vardır), bibuçuk soğan, üç küçük patlıcan, bir baş (diş değil baş dikatinizi çekerim) sarımsak, üç soyulmuş domates, yedi sekiz iri bölünmüş biber, üç küçük kabak ve üç küçük patates:) Sebzeleri ufak değil iri iri doğruyoruz ki eriyip kaybolmasınlar, zira uzun sürede pişecek. Domatesi bol koyunca daha lezzetli oluyormuş salçaya da gerek olmuyormuş o yüzden ben de bol domates koydum.
Hepsini bu sırayla güvece döşedikten sonra üstünden etin piştiği suyu, biraz zeytinyağı ve tuzu ekleyip biraz kekikle çekme karabiber koydum. Ağzını alüminyum folyoyla iyice kapatıp kısık ateşe koydum. Bakalım nası olcek^.^ İnşaallah lezzetli olur. Benim elim değil Hz Fatıma anamızın eli olsun:)
Not; daha ayrıntılı fotoğrafları makinedeki fotoğrafları bilgisayara aktardıktan sonra ekliycem şimdilik bunlarla idare edicem:)
16 Temmuz 2013 Salı
Kabaklı köfteli dolmalı bişiler geldi haanııım:)
Şimdi. Elimde aşağıda şekilde görülen iri bahçe kabağı mevcuttu sevgili Aslı nın hediyesi:) Annem de dedi sen bunu dolma yap. Tabi kabağın cüssesi hakkında bir fikri yok. Ama ben dedim niye olmasın, yapayım bir dolma:) Tarifi de basitmiş.. İşe koyuldum.
Malzemeler:
İki ya da üç normal boy kabak
250 gr kıyma
250 gr bulgur
Bir soğan
Tuz
Karabiber
Kekik
Kimyon
Limon
Yoğurt
Sarımsak
Tereyağı
Domates salçası
Önce içinin köftesini hazırladım;
250 gr kıymaya göz kararı aynı miktarda bulgur koydum. İnce bulgurum da kalmamış, bildiğiniz pilavlık bulgur koydum hehe:) Biryandan da nasıl olacak aceba diye merak içindeyim tabi. (Güzel oldu güzel:))
Bir tane orta boy soğanı ince ince doğradım ekledim.
Biraz karabiber kimyon kekik ekledim ama ağırlık kaabiberde:)
Biraz da tuz birbuçuk iki çay kaşığı kadar.
İyicene yoğurdum.
Kabağı soyup iki parmak kalınlığında dilimledim
Normalde direk içindeki çekirdek kısmı çıkarıp doldurabiliyoruz eti ama ben bi ustasından duymuştum eksik kalmıyım dedim, kabakları halka yaptıktan sonra limon tuz ve karabiberle ovdum biraz.
Sonracıma kabaklar küçük olsa bi elinizle altını kapatıp bir elinizle harcı koyup üstünü sıkıca bastırarak köftesini doldurabilirsiniz ama benim kabak halkalarının çapı onbeş santime yakın olunca ele avuca sığmadı doğrama tahtasının üzerinde doldurdum, mühim olan kısmı sıkı dolması ve kabakla köftesinin aynı hizada olması.
Sonra tencereye dizdim. Tabana sığmayan olursa üstüne bir iki kat daha çıkılabilir aynı oranda pişiyor enteresan..
Pişirirken dolma pişirir gibi imil imil değil de suyunu kabakları geçmicek hizada koyup fokurdatarak pişiriyoruz biraz. Ağzı kapalı olacak. Altı kısık da değil harlı da değil arada olacak. Haşlıyoruz yani aslında. O yüden suyuna hiçbişi katmıyoruz. Fakat suyunu sık kontrol ediyoruz mazallah dibine tutuveriyor, kaynamış su ekliyoruz bitecek olunca. Kabaklar iyice pişine köfte de pişmiş oluyor:) Yine de kontrol edebilirsiniz.
En son sarımsaklı yoğurt ile tereyağlı salçayı üzerine ekleyip servis ediyoruz sıcak sıcak:) Son halinin fotoğrafını çekemedim malum oruç hali, tabakta görünce yiyivermişim:/ Bu gün çekeyim de ekliyim inşaallah:)
Gayet lezzetli bir tarif olduğunu söylemişti annem, haklıymış, fekat bu lezzete bahçe kabağının katkısı da yadsınamaz;) Bir daha nerde bulurum bilmem:(
Afiyet olsun efenim:) Hayırlı iftarlar dilerim..
Malzemeler:
İki ya da üç normal boy kabak
250 gr kıyma
250 gr bulgur
Bir soğan
Tuz
Karabiber
Kekik
Kimyon
Limon
Yoğurt
Sarımsak
Tereyağı
Domates salçası
Önce içinin köftesini hazırladım;
250 gr kıymaya göz kararı aynı miktarda bulgur koydum. İnce bulgurum da kalmamış, bildiğiniz pilavlık bulgur koydum hehe:) Biryandan da nasıl olacak aceba diye merak içindeyim tabi. (Güzel oldu güzel:))
Bir tane orta boy soğanı ince ince doğradım ekledim.
Biraz karabiber kimyon kekik ekledim ama ağırlık kaabiberde:)
Biraz da tuz birbuçuk iki çay kaşığı kadar.
İyicene yoğurdum.
Kabağı soyup iki parmak kalınlığında dilimledim
Normalde direk içindeki çekirdek kısmı çıkarıp doldurabiliyoruz eti ama ben bi ustasından duymuştum eksik kalmıyım dedim, kabakları halka yaptıktan sonra limon tuz ve karabiberle ovdum biraz.
Sonracıma kabaklar küçük olsa bi elinizle altını kapatıp bir elinizle harcı koyup üstünü sıkıca bastırarak köftesini doldurabilirsiniz ama benim kabak halkalarının çapı onbeş santime yakın olunca ele avuca sığmadı doğrama tahtasının üzerinde doldurdum, mühim olan kısmı sıkı dolması ve kabakla köftesinin aynı hizada olması.
Sonra tencereye dizdim. Tabana sığmayan olursa üstüne bir iki kat daha çıkılabilir aynı oranda pişiyor enteresan..
Pişirirken dolma pişirir gibi imil imil değil de suyunu kabakları geçmicek hizada koyup fokurdatarak pişiriyoruz biraz. Ağzı kapalı olacak. Altı kısık da değil harlı da değil arada olacak. Haşlıyoruz yani aslında. O yüden suyuna hiçbişi katmıyoruz. Fakat suyunu sık kontrol ediyoruz mazallah dibine tutuveriyor, kaynamış su ekliyoruz bitecek olunca. Kabaklar iyice pişine köfte de pişmiş oluyor:) Yine de kontrol edebilirsiniz.
En son sarımsaklı yoğurt ile tereyağlı salçayı üzerine ekleyip servis ediyoruz sıcak sıcak:) Son halinin fotoğrafını çekemedim malum oruç hali, tabakta görünce yiyivermişim:/ Bu gün çekeyim de ekliyim inşaallah:)
Gayet lezzetli bir tarif olduğunu söylemişti annem, haklıymış, fekat bu lezzete bahçe kabağının katkısı da yadsınamaz;) Bir daha nerde bulurum bilmem:(
Afiyet olsun efenim:) Hayırlı iftarlar dilerim..
15 Temmuz 2013 Pazartesi
Taze bamyaaaa
Şimdi size ananemin süper taze bamya tarifini vereceğim, sıkı durun. Ben biraz modifiye ettim tarifi, evdeki malzemelere binaen. Ama sonuç şahanemsi oldu baya da özlemişim bamyayı laf aramızda. Buyrun;
Nakadar olduğunu bilmediğim bir miktar bamya (400 gr filan var mıdır aceba vardır heralde bilemedim.. 4 5 porsiyon filandı ama)
İki üç yemek kaşığı(kendinize gore ayarlayabilirsiniz) zeytinyağı
Bir orta boy kuru soğan
Üç küçüğe yakın domates
Bir yemek kaşığı domates salçası
Yarım limon
Tuz
Soğuk su
Öncelikle bamyayı ayıklamadan filan evvel iyice bi yıkıyoruz.
Kafalarını kesiyoruz bamyaların. Bamyalar boşa gitmesin diye ananemin bir bamya ayıklama yöntemi var, tepesini dümdüz kesmez de sadece kabuk soyar gibi huni şeklinde soyar. İlk fırsatta fotoğrafını çekip koyucam inş. O zamana kadar siz düz kesebilirsiniz.
Tencereye yağı ve minik doğradığımız soğanları atıp kavurmaya başlıyoruz.
Bu arada iki-üç domatesi rendeliyoruz.
Sonra kavrulan soğanların içine yarım limonu sıkıyoruz. (Ben ekşili severim ondan bol koydum limonu, isteğe göre azaltılabilir)
Rendelenmiş domatesleri ekliyoruz.
Biraz pişince salçayı ekliyoruz.
En son bamyaları koyuyoruz. Şööyle bir karıştırıp altüst ediyoruz.
Bir birbuçuk su bardağı kadar da soğuk suyu ekliyoruz, eğer su sıcak olursa bamya kararırmış. Arada kontrol edip su eklenebilir.
Tuzunu da attık mı tamamdır:)
Yarım saatten bile kısa bir sürede pişiyor:)
Eğer ki etli bamya yapmak isterseniz tek fark en önce etleri kuşbaşı doğrayıp iyice haşlamak olacak, soğanla beraber etleri de kavurucaksınız. Bamyanın suyunu et haşladığınız sudan koyabilir, tercihe göre bir miktar da tereyağı ekleyebilirsiniz.
Afiyet olsun efenim, fotoğrafları ilk fırsatta ekleyeceğim inşaallah:) Şimdilik hayal gücünüzü kullanın;) Hayırlı iftarlar..
Nakadar olduğunu bilmediğim bir miktar bamya (400 gr filan var mıdır aceba vardır heralde bilemedim.. 4 5 porsiyon filandı ama)
İki üç yemek kaşığı(kendinize gore ayarlayabilirsiniz) zeytinyağı
Bir orta boy kuru soğan
Üç küçüğe yakın domates
Bir yemek kaşığı domates salçası
Yarım limon
Tuz
Soğuk su
Öncelikle bamyayı ayıklamadan filan evvel iyice bi yıkıyoruz.
Kafalarını kesiyoruz bamyaların. Bamyalar boşa gitmesin diye ananemin bir bamya ayıklama yöntemi var, tepesini dümdüz kesmez de sadece kabuk soyar gibi huni şeklinde soyar. İlk fırsatta fotoğrafını çekip koyucam inş. O zamana kadar siz düz kesebilirsiniz.
Tencereye yağı ve minik doğradığımız soğanları atıp kavurmaya başlıyoruz.
Bu arada iki-üç domatesi rendeliyoruz.
Sonra kavrulan soğanların içine yarım limonu sıkıyoruz. (Ben ekşili severim ondan bol koydum limonu, isteğe göre azaltılabilir)
Rendelenmiş domatesleri ekliyoruz.
Biraz pişince salçayı ekliyoruz.
En son bamyaları koyuyoruz. Şööyle bir karıştırıp altüst ediyoruz.
Bir birbuçuk su bardağı kadar da soğuk suyu ekliyoruz, eğer su sıcak olursa bamya kararırmış. Arada kontrol edip su eklenebilir.
Tuzunu da attık mı tamamdır:)
Yarım saatten bile kısa bir sürede pişiyor:)
Eğer ki etli bamya yapmak isterseniz tek fark en önce etleri kuşbaşı doğrayıp iyice haşlamak olacak, soğanla beraber etleri de kavurucaksınız. Bamyanın suyunu et haşladığınız sudan koyabilir, tercihe göre bir miktar da tereyağı ekleyebilirsiniz.
Afiyet olsun efenim, fotoğrafları ilk fırsatta ekleyeceğim inşaallah:) Şimdilik hayal gücünüzü kullanın;) Hayırlı iftarlar..
10 Temmuz 2013 Çarşamba
Ramazan geldi hoş geldi^.^
Ramazan bu sene bana ayrı bi güzel geldi yahu. Bilmem nedendir.. Sanki ipten kurtulmuş sıpa mutluluğu var biraz üzerimde:) Belki evden çıkmamam gerektiği için olabilir bak. Mantıken ipten kurtulmuş olmam sağa sola hoplayıp zıplamaya müsade ediyor ama bakmayın;) Biz kadınlar nakadar çalışacağız kazanacağız ekonömik özgürlük istiyoruz evde kösülü oturamayız diye bas bas bağırsak da herhalde çoğumuzun asıl lezzet aldığı şey eviyle ilgilenmek, anne olmak, bebesiyle çocuğuyla ilgilenmek, yemek yapıp etrafındakileri doyurmak, korunup kollanmak filan yani içgüdü mü dersiniz fıtrat mı bilemem. Tamam her türlü özgürlüğümüz olsun, dünya turlarına çıkalım, balonla beş hafta gezelim filan, ama gelgelelim yanımızda bizi kollayacak biri olsa fena mı olur, veya dönüşte ayh ben eve kapanmak istiyorum bir süre demez miyiz? Ev başka bir olay. Ne demişler; home sweet home. İngilişler de biliyor bu olayı yani bakmayın, özgürlük şeyisi amerikalılar da.
Gelgelelim evde kapalı kalıp da bu kadar mutlu mesut nasıl olduğuma (evde niye kapalı olduğumu anlatmaya henüz dörtbuçuk ay filan zaman var onu sormayın;)); içimde uzun zamandır evle ilgilenememenin bıraktığı özlemle her gün iftara sahura farklı bir menu hazırlama accaip değişik hiç yapmadığım hatta yapacağımı dahi tahmin etmediğim (evet hamur filan açmaktan bahsediyorum) yemekler yapma ve ikram etme arzusu var.. Hayır halsizlik filan olmuyor değil ammaaa bu ayrı birşey.. Gerekirse tüm enerji kırıntılarımı toparlayıp birleştirip yemek yapmaya harcamak istiyorum yahu yok böyle birşey:)) İki gündür ananemin başına musallat oldum, anane bana yeşil bamya tarifi ver anane bana dolma tarifi ver etli yaprak nası sarılıyo filan filan:D Size de yazayım istiyorum ama hepsinin fotoğrafını çekme imkanım olmadı:) Ama yine de yazarım yahu, mesela bamya acaip lezzetli oldu onu bi şeyapayım ben dur. Anane tarifleri diye blog mu açsam kitap mı çıkarsam aceva?
Du bakim bi de annemin revanisini denemiştim onu da yazayım size, ilk kez yapanlar için acemi şansı yüksek bir tarif heheh:) baya tahminimden iyi oldu çünküm.
İşte böyle bişeyler efendim. Her an her durum her zorunluluk zorunluluk dahi mutlandırılabiliyor aslında, Allah müsaade ederse. Yemek yapın rahatlayın ayol:D Ne uğraşcan işe git gel onun bunun afrasını tafrasını çek, ha yaptığın işi severek yaparsın, ama bu yetmiyor bazen çünkü insan sosyal bir animal. Yani demem o kiiii Allah hepiciğinizi güzel insanlara yoldaş etsin;) Ramazan ramazan duamı da aldınız. Hat görüşürüs;)
Gelgelelim evde kapalı kalıp da bu kadar mutlu mesut nasıl olduğuma (evde niye kapalı olduğumu anlatmaya henüz dörtbuçuk ay filan zaman var onu sormayın;)); içimde uzun zamandır evle ilgilenememenin bıraktığı özlemle her gün iftara sahura farklı bir menu hazırlama accaip değişik hiç yapmadığım hatta yapacağımı dahi tahmin etmediğim (evet hamur filan açmaktan bahsediyorum) yemekler yapma ve ikram etme arzusu var.. Hayır halsizlik filan olmuyor değil ammaaa bu ayrı birşey.. Gerekirse tüm enerji kırıntılarımı toparlayıp birleştirip yemek yapmaya harcamak istiyorum yahu yok böyle birşey:)) İki gündür ananemin başına musallat oldum, anane bana yeşil bamya tarifi ver anane bana dolma tarifi ver etli yaprak nası sarılıyo filan filan:D Size de yazayım istiyorum ama hepsinin fotoğrafını çekme imkanım olmadı:) Ama yine de yazarım yahu, mesela bamya acaip lezzetli oldu onu bi şeyapayım ben dur. Anane tarifleri diye blog mu açsam kitap mı çıkarsam aceva?
Du bakim bi de annemin revanisini denemiştim onu da yazayım size, ilk kez yapanlar için acemi şansı yüksek bir tarif heheh:) baya tahminimden iyi oldu çünküm.
İşte böyle bişeyler efendim. Her an her durum her zorunluluk zorunluluk dahi mutlandırılabiliyor aslında, Allah müsaade ederse. Yemek yapın rahatlayın ayol:D Ne uğraşcan işe git gel onun bunun afrasını tafrasını çek, ha yaptığın işi severek yaparsın, ama bu yetmiyor bazen çünkü insan sosyal bir animal. Yani demem o kiiii Allah hepiciğinizi güzel insanlara yoldaş etsin;) Ramazan ramazan duamı da aldınız. Hat görüşürüs;)
25 Mart 2013 Pazartesi
Çoğaldıkça dağılan, dağıldıkça boğulanların ülkesine hoş geldiniz..
Ne güzel mutluydum aslında ben bu gün. Ta ki gerçekler dağınık bir çekmece olup suratıma açılıncaya dek..
Niye bazı insanlar toplu bazıları dağınıktır? Derli toplu olmak, düzenli olmak ya da olmamak, neyi değiştirir?
Bence dağınıklık insanın ihtiyacından on kat fazla eşyayı ruhuna sığdıramayışından ileri gelir. Kesip atmak kangren olmuş bir bacak gibi o fazlalığı, iyi gelecektir dağınık ruhlulara.. Düzen ise, yeni zengin dünya düzenini benimseyip ayak uydurabilmiş olmaktan kaynaklıdır.. Bir minder, bir çanak ve bir sergi, ne kadar dağılabilir ki aslında.. Kontrolü sağlayamayıp, hani direksiyon hakimiyetini kaybetmek denir ya, kaza sebebidir, evin dağılması da aynı mantıktandır. Asla birkaç seferden fazla kullanamayacağın, bazen hiç paketini bile açmadığın eşyalar arasında panikleyip boğulmaktır dağınıklık.. Eskiden yirmi otuz metrekarelik evlerde koca aileler yaşarken artık iki kişinin yüz metrekareye sığamaması normal mi peki? Bizler artık eşyaların hizmetçileri olduk, evin en nadide köşelerine onlar kuruluyor, biz onları yağlıyor ballıyor tozunu alıyor parlatıyor ütüsünü yapıyoruz.. Öyle ki eşyalardan insanlara yer de kalmıyor hal de evlerde. İçinde boğulmak işten bile değil.. Dağınıklık bir anlamda buna bir isyandır, köleliği reddetmektir benim gözümde.
Rahmetli babanemin bir sözü vardı, gönlün sığdığı yere herşey sığar diye, gönlümüzü sığdıramıyoruz hiçbir yere.. Gönlümüz düzeni o kadar kabullenmiş ki tahammül edemiyoruz aksi bir durumu, çocuk desen dağıtır, misafir desen keza.. Bir de ele güne karşı düşüncesiyle evlerimizi kimselere açamaz oluyoruz, herşey kusursuz olmalı..
Bırak dağınık kalsın birader..
Niye bazı insanlar toplu bazıları dağınıktır? Derli toplu olmak, düzenli olmak ya da olmamak, neyi değiştirir?
Bence dağınıklık insanın ihtiyacından on kat fazla eşyayı ruhuna sığdıramayışından ileri gelir. Kesip atmak kangren olmuş bir bacak gibi o fazlalığı, iyi gelecektir dağınık ruhlulara.. Düzen ise, yeni zengin dünya düzenini benimseyip ayak uydurabilmiş olmaktan kaynaklıdır.. Bir minder, bir çanak ve bir sergi, ne kadar dağılabilir ki aslında.. Kontrolü sağlayamayıp, hani direksiyon hakimiyetini kaybetmek denir ya, kaza sebebidir, evin dağılması da aynı mantıktandır. Asla birkaç seferden fazla kullanamayacağın, bazen hiç paketini bile açmadığın eşyalar arasında panikleyip boğulmaktır dağınıklık.. Eskiden yirmi otuz metrekarelik evlerde koca aileler yaşarken artık iki kişinin yüz metrekareye sığamaması normal mi peki? Bizler artık eşyaların hizmetçileri olduk, evin en nadide köşelerine onlar kuruluyor, biz onları yağlıyor ballıyor tozunu alıyor parlatıyor ütüsünü yapıyoruz.. Öyle ki eşyalardan insanlara yer de kalmıyor hal de evlerde. İçinde boğulmak işten bile değil.. Dağınıklık bir anlamda buna bir isyandır, köleliği reddetmektir benim gözümde.
Rahmetli babanemin bir sözü vardı, gönlün sığdığı yere herşey sığar diye, gönlümüzü sığdıramıyoruz hiçbir yere.. Gönlümüz düzeni o kadar kabullenmiş ki tahammül edemiyoruz aksi bir durumu, çocuk desen dağıtır, misafir desen keza.. Bir de ele güne karşı düşüncesiyle evlerimizi kimselere açamaz oluyoruz, herşey kusursuz olmalı..
Bırak dağınık kalsın birader..
17 Mart 2013 Pazar
Damla Çukulu Krep
Pazar kavaltısı için münasip bol kalorili bir tarif olup, illa ki hafta içi yiyim derseniz bir yarım saat erken kalkmak gerekebilmektedir.
Malzemeler(2 kişilik)
1yumurta
1subardağı süt
1subardağı un
Bir y. kaşık şeker
2avuç damla çuku.
Canınız isterse kabartma tozu.
Yapılışı;
Yumurta süt un kabartma tozunu şekeri koyup çırpın, sonra da çukuyu koyup karıştırın. Yağsız krep tavasına bir kepçe döküp yayın. Soracıma altı tavadan ayrılacak kadar pişince üstünün pişmesini beklemeden hemen çevirin hamur olsun özellikle üstü alta çevirdiğinizde, niye diye sorun, şundan dolayı, ters çevirdiğinizde çiğ krep hamuru pişerken çukuyla tava arasında bir bariyer oluyor ve böylece çukular tavaya deyip yanmıyor. Biraz da kalın olmuş oluyor normalden ama çukunun hatırına göz yumuyoruz;)
Sıcak yiyin:) Afiyet olsun. Bal olsun. Feyz olsun. Nur olsun.
Malzemeler(2 kişilik)
1yumurta
1subardağı süt
1subardağı un
Bir y. kaşık şeker
2avuç damla çuku.
Canınız isterse kabartma tozu.
Yapılışı;
Yumurta süt un kabartma tozunu şekeri koyup çırpın, sonra da çukuyu koyup karıştırın. Yağsız krep tavasına bir kepçe döküp yayın. Soracıma altı tavadan ayrılacak kadar pişince üstünün pişmesini beklemeden hemen çevirin hamur olsun özellikle üstü alta çevirdiğinizde, niye diye sorun, şundan dolayı, ters çevirdiğinizde çiğ krep hamuru pişerken çukuyla tava arasında bir bariyer oluyor ve böylece çukular tavaya deyip yanmıyor. Biraz da kalın olmuş oluyor normalden ama çukunun hatırına göz yumuyoruz;)
Sıcak yiyin:) Afiyet olsun. Bal olsun. Feyz olsun. Nur olsun.
10 Mart 2013 Pazar
Portakallı kereviz tarifesi^.^
Şimdi. Portakallı kerevizi yeni keşfettim ve bıkana kadar epeyce yapacağım gibi ve her seferinde tarife bakıp arayıp internetten aynı tarifi bulmaya çalışmaktan usandım burda aslında kendime bir tür tarif defteri de oluşturuyorum:) Ne güzel di mi^.^
İlerde olur da oğlum kızım olursa burdan bakarlar belki de.. Ananemin tarif defterine bakıyordum ben mesela, mürekkep gibi, kalem kağıt gibi kalıcı olur mu hiç bilemiyorum bunlar ama, enazından ben pratik hale gelinceye kadar yemek konusunda, kendime yardım etmiş olurum^.^
Evet geliyor;
İki kereviz
Beş-altı portakal
Bir iri soğan
Bir havuç
Bir fincan zeytin yağı
Bir tatlı kaşığı tuz
Bir tatlı kaşığı şeker:)
Önce soğanı hilal havucu daire şeklinde doğrayıp zeytinyağı ve şekerle kavurmaya başlıyoruz. Bu sayede biraz karamelize gibi oluyorlezzetli oluyor soğanlar. Sonracıma biz biryandan kerevizi soyup küp küp doğrarken biryandan da kolu güçlü biri portakalları sıkmalı:) Kerevizlerin saplarını atmayıp ayırırsak güzel olur. Kerevizleri de atıp tencereye, 5 dk kadar kavuruyoruz, sonra tuzu ve portakal sularını ekleyip kerevizlerden bir parmak altta kalacak şekilde, pişmeye bırakıyoruz 15 dk. Sonra da tüm tüm kereviz saplarını ekleyip bir 5 dk da öyle pişirip kapatıyoruz.
Bukedar^.^ Afiyet olsun.
İlerde olur da oğlum kızım olursa burdan bakarlar belki de.. Ananemin tarif defterine bakıyordum ben mesela, mürekkep gibi, kalem kağıt gibi kalıcı olur mu hiç bilemiyorum bunlar ama, enazından ben pratik hale gelinceye kadar yemek konusunda, kendime yardım etmiş olurum^.^
Evet geliyor;
İki kereviz
Beş-altı portakal
Bir iri soğan
Bir havuç
Bir fincan zeytin yağı
Bir tatlı kaşığı tuz
Bir tatlı kaşığı şeker:)
Önce soğanı hilal havucu daire şeklinde doğrayıp zeytinyağı ve şekerle kavurmaya başlıyoruz. Bu sayede biraz karamelize gibi oluyorlezzetli oluyor soğanlar. Sonracıma biz biryandan kerevizi soyup küp küp doğrarken biryandan da kolu güçlü biri portakalları sıkmalı:) Kerevizlerin saplarını atmayıp ayırırsak güzel olur. Kerevizleri de atıp tencereye, 5 dk kadar kavuruyoruz, sonra tuzu ve portakal sularını ekleyip kerevizlerden bir parmak altta kalacak şekilde, pişmeye bırakıyoruz 15 dk. Sonra da tüm tüm kereviz saplarını ekleyip bir 5 dk da öyle pişirip kapatıyoruz.
Bukedar^.^ Afiyet olsun.
8 Mart 2013 Cuma
Bazen.
Bazen titremeler gelir. Bazen kendimizce yeşerik hayaller kurarız. Tomurcuklar asfaltı delecek güçteyse neden betonarmeleri sarmaşıklar yemiyor ki. Neyse. Bize bişey lazım. Bi mesela bi güzellik yapsa da bahar geldiğinde pencerelerden içeri davetsiz dolsa taşsa. Dalsa böyle genşler selam naparsınız yau gelin piknik yapak dese.. Çayırlarda yuvarlansak ıslansak çiy taneleriyle ürpererek. Sadece bir su damlası değildir çünkü çiy taneleri biraz da yaşama sevinci içerir. İçine neler sığdırır mesela mesafeli durduğunda dünya bile yansır içinden. Bazen böyle şeyler gelir. Gider.
28 Şubat 2013 Perşembe
Sanal mezarlık
Her şehrin ülkenin mezarlıkları vardır.. Ama facebook un yok, ki dünyanın üçüncü kalabalık ülkesi deniliyor.. Ölenlerini ne yapıyor facebook?
Bize ölümü hatırlatan şeyler neden silinmeye çalışılıyor hayatımızdan..
Sonra birden karşımızda buluverince ölümü, ne yapacağız? Bir tefekkürü mevt uygulamadı yapacak olan yok mu hayrına..
Bize ölümü hatırlatan şeyler neden silinmeye çalışılıyor hayatımızdan..
Sonra birden karşımızda buluverince ölümü, ne yapacağız? Bir tefekkürü mevt uygulamadı yapacak olan yok mu hayrına..
Etiketler:
mezarlık,
ölüm,
sanal,
sanal dünya,
Sanal mezarlık
Tekno
Teknoloji geliştikçe sabır azalıp tükenme noktasına geldi dostlar. Herşeyi hızlı halletme isteğimiz, bir şeyin esrarına asla tahammül edememe haline dönüştü.. Napsak bilmem. fiiliyatı hikmet tesettüründen soymuş gibiyiz, olayları çıplak görme arzusundayız, tevekkül nedir teslimiyet neye denir bilmiyoruz artık.
Neyse bi çay koyim bari. Hati kolay gelsin.
Neyse bi çay koyim bari. Hati kolay gelsin.
25 Ocak 2013 Cuma
Yeni başlayanlar için hamur işi tarifi; poaça
Veeee yoğun ısrarlara dayanamayarak poaça yaptım sonunda ilk defa. Demiştim elimin lateksiyle hamur işine bulaşmıyım beceremem hem bi öğrenirsem fena olur diye, fekat korktuğum başıma geldi; tarifi aşırı derecede kolaymış yapınca oluverdi puur pufur:(
Eh artık canım her hamur işi çektiğinde annemlere gitmek yerine kendim yapabileceğim mecburen.. Yazık bana..
Şimdi biz iki kişilik bir aile olduğumuz ve ilk defa yaptığım için çok az bir miktarda hamur yaptım, hamura konan malzemeler;
1,5 çay bardağı(ajda mı müjganmı ne öyle biraz iri normalden benim bardaklar) süt (ılık)
0,5 çay bardağı su (ılık)
1 çay bardağı sıvı yağ
Yarım paket yaş maya
Bir çimke tuz ve şeker, tuz şekerden çok olsun.
Aldığı kadar un (kulak memesi kıvamı mı diyolar o kıvama gelip yapışkanlığı azalana kadr konacak)
Bir yumurta sarısının yarısı
Susam
Peynir
Zeytin
Maydonoz vs ne istenirse:)
Şimcik ılık süt ile suyu karıştırıp (bir bardak süte bir bardak yoğurt da kullanılabilir, ben yoğurt olmadığı için su koydum) içine bir çimke şekeri koyup mayayı içinde çözülmeye bırakıyoruz, unu ilk etapta iki su bardağı karıştırma kabımıza koyup ortasını volkan krateri gibi açıyoruz, içinde mayayı eritmeye çalıştığımız sütlü sulu karışımı kratere boşaltıp iyice ezmeye maya topaklarını yoketmeye çalışıyoruz yavaş yavaş, sora yağı tuzu ekleyip yoğurmaya başlıyoruz, muhtemelen iki su bardağı kadar daha un ekleyince yavaş yavaş, kıvamı buluyor hamur.
Ağzını kapatıp hamuru bir onbeş dk bekletiyoruz, bu arada iç harcını ve yüzüne süreceğimiz yumurta sarısını hazırlayabiliriz.
Hamur baya pofur pofur kabarıyor tepsiyi yağlayıp elimizi de yağladıktan sonra poaçayı büyük seviyosak büyük, küçük olsun dersek cevizden az iri toplar yapıp tepsiye aralıklı diziyoruz, ortalarını avucumuzla açıp harcı koyup ağızlarını kapatıyoruz, parmakla kenarlarına bıt bıt bıt diye vurulabilir.
Tepsiyle fırında da bir yarım saat dinlendiip iyice nasıl şiştiğini hayretle izliyoruz. Sonra yumurta sarısını sürüp susamlarını ekiyoruz, 200 dereceye sürüyoruz.
Üstü iyice kızarınca kapatıp az dinlendirip afiyetlen yiyoruz:)
Bu tarifle dışı çıtır içi yımışıcık poaçalarım oldu, güzel de oldu ama ben daha pofidik pamuk gibi olsun istiyorum, yeni tarifler deneyip yine yazarım:)
Hadi afiyet ola:)
Eh artık canım her hamur işi çektiğinde annemlere gitmek yerine kendim yapabileceğim mecburen.. Yazık bana..
Şimdi biz iki kişilik bir aile olduğumuz ve ilk defa yaptığım için çok az bir miktarda hamur yaptım, hamura konan malzemeler;
1,5 çay bardağı(ajda mı müjganmı ne öyle biraz iri normalden benim bardaklar) süt (ılık)
0,5 çay bardağı su (ılık)
1 çay bardağı sıvı yağ
Yarım paket yaş maya
Bir çimke tuz ve şeker, tuz şekerden çok olsun.
Aldığı kadar un (kulak memesi kıvamı mı diyolar o kıvama gelip yapışkanlığı azalana kadr konacak)
Bir yumurta sarısının yarısı
Susam
Peynir
Zeytin
Maydonoz vs ne istenirse:)
Şimcik ılık süt ile suyu karıştırıp (bir bardak süte bir bardak yoğurt da kullanılabilir, ben yoğurt olmadığı için su koydum) içine bir çimke şekeri koyup mayayı içinde çözülmeye bırakıyoruz, unu ilk etapta iki su bardağı karıştırma kabımıza koyup ortasını volkan krateri gibi açıyoruz, içinde mayayı eritmeye çalıştığımız sütlü sulu karışımı kratere boşaltıp iyice ezmeye maya topaklarını yoketmeye çalışıyoruz yavaş yavaş, sora yağı tuzu ekleyip yoğurmaya başlıyoruz, muhtemelen iki su bardağı kadar daha un ekleyince yavaş yavaş, kıvamı buluyor hamur.
Ağzını kapatıp hamuru bir onbeş dk bekletiyoruz, bu arada iç harcını ve yüzüne süreceğimiz yumurta sarısını hazırlayabiliriz.
Hamur baya pofur pofur kabarıyor tepsiyi yağlayıp elimizi de yağladıktan sonra poaçayı büyük seviyosak büyük, küçük olsun dersek cevizden az iri toplar yapıp tepsiye aralıklı diziyoruz, ortalarını avucumuzla açıp harcı koyup ağızlarını kapatıyoruz, parmakla kenarlarına bıt bıt bıt diye vurulabilir.
Tepsiyle fırında da bir yarım saat dinlendiip iyice nasıl şiştiğini hayretle izliyoruz. Sonra yumurta sarısını sürüp susamlarını ekiyoruz, 200 dereceye sürüyoruz.
Üstü iyice kızarınca kapatıp az dinlendirip afiyetlen yiyoruz:)
Bu tarifle dışı çıtır içi yımışıcık poaçalarım oldu, güzel de oldu ama ben daha pofidik pamuk gibi olsun istiyorum, yeni tarifler deneyip yine yazarım:)
Hadi afiyet ola:)
24 Ocak 2013 Perşembe
Bu da böyle bir..
Olaya bak; sokakta heryerde kandil simidi gorunce twitter a sokaklar kandil simidi dolu, noelde hindi çam, kandilde simit vs Allah bize idrak şuur feraset versin arkaaşlar 14 asır evvel bu gün yeryüzünü teşrif eden Peygamber sav. hürmetine.. amin ecmain diye yazmistim, az sonra ben ataturkun çagdas akilli bir kiziyim, mevlanayi cok severim sebi aruza gittim bu sene, memleket icin birseyler yapmaliyiz, basbakana kuresel isinma ile ilgili arastirmalarimi yazdim carelerini anlattim mektup attim okudu ciddiye aldi, ve doguda calisirken haydi kizlar okula nin tohumlarini attik simdi az gelismis ulkelerde bile ornek alinir olmus diye kendini anlatan bir teyze disim agrio die geldi dolgu yaptik bana kendine aldigi kandil simidinden ikram etti, bu gun Hazreti Muhammed in 1444. dogum yildonumuymus dedi.. Az evvel kacinci yili acaba die dusunmustum.. İste oyle..
17 Ocak 2013 Perşembe
Unutmayı unutmayalım lütfen
Hafızam iyice zayıfladi galiba.. Ya da istemli unutmaya programlanmış mıdır olabilir mi ki aceba..
Mesela bir kaç gün öncesinde diyorum, bir şeye çok içerlemiş üzülmüşüm.. Sanki bunu bi daha unutamam hep içimde taşırım gibi gelmiş o an.. Ama neydi unuttum:D Ne kadar düşündüm, yok kalmamış aklımda.. Ay bu kadar üzen şeyi unutur mu insan? Oley:D Unutmuşum:D Saftirik miyim bilmem ama halimden memnunum. Düşünüp düşünüp yeniden üzülürdüm eskiden olsa.. Hihi:)
Artık şöyle düşünmeye başlıycam sanırım, amaan nasıl olsa iki gün sonra unutucaksın neyine üzülüyorsun ki, salla gitsin..
Hayat sallayınca güzel. Ama doğru şeyleri, mesela sabah memlekette hayvancılık ölüyor diye üzüldüm ve durup dururken projeler üretmeye çalıştım hayvancılığı canlandırmakla ilgili. Bir inek alana bir inek bedava, yok işte saman harçlığı, dana maaşı vs gibi.Neyime bilmem.
Ama işte insan sufle yapacaktım evde bitter kalmamış diye sinir olacağına memleketteki orkideleri nasıl sürekli çiçekli tutabiliriz die harcamalı enerjisini bazen belki..
Mesela herşeye kendinden başlamalı, bu gün çiçekleri suladım mı, kuru dallarını budadım mı diye sormalı mesela kendine.. Sen yapmazsan ben yapmazsam kim yapacak bu dişleri? Önemli şeyler bunlar.
Dont voöri ibaaddı tiink, kaız evri lidıl tink iz gana bi orrayt.
Fekat lakin şöyle de bişey var, şimdi ben üzen şey neydi unutuyorum, ama bişeye geçen gün acaip sevinmiştim ama öyle böyle değil, acaip yani.
Acaba dedim herşeyi mi unutuyorum, du bakim sabah ne yemiştim ben.. Yok bak unutmuşum amaniiin neye sevinmiştim ben bu kadar derken hatırladım ve acaip mutlu oldum biliyor musun. Şuna sevinmiştim, geçenlerde acaip sevindiğim şeyi hatırlamaya çalışıp hatırlamıştım ama üzen bişeyi hatırlamaya çalışıp hatırlayamadan zamanda yolculuğumu sonlandırıverebildiğimi keşfedip üzerinde çalışayım demiştim. Başarmışım^.^ Oley:) Demek istemekle alakalıymış.
Neyse işte böyle şeyler. Hayat yaşayınca güzel. Ölünce de ölüm ölünce güzel diycez inşallah mesela. Sustum taam.
Mesela bir kaç gün öncesinde diyorum, bir şeye çok içerlemiş üzülmüşüm.. Sanki bunu bi daha unutamam hep içimde taşırım gibi gelmiş o an.. Ama neydi unuttum:D Ne kadar düşündüm, yok kalmamış aklımda.. Ay bu kadar üzen şeyi unutur mu insan? Oley:D Unutmuşum:D Saftirik miyim bilmem ama halimden memnunum. Düşünüp düşünüp yeniden üzülürdüm eskiden olsa.. Hihi:)
Artık şöyle düşünmeye başlıycam sanırım, amaan nasıl olsa iki gün sonra unutucaksın neyine üzülüyorsun ki, salla gitsin..
Hayat sallayınca güzel. Ama doğru şeyleri, mesela sabah memlekette hayvancılık ölüyor diye üzüldüm ve durup dururken projeler üretmeye çalıştım hayvancılığı canlandırmakla ilgili. Bir inek alana bir inek bedava, yok işte saman harçlığı, dana maaşı vs gibi.Neyime bilmem.
Ama işte insan sufle yapacaktım evde bitter kalmamış diye sinir olacağına memleketteki orkideleri nasıl sürekli çiçekli tutabiliriz die harcamalı enerjisini bazen belki..
Mesela herşeye kendinden başlamalı, bu gün çiçekleri suladım mı, kuru dallarını budadım mı diye sormalı mesela kendine.. Sen yapmazsan ben yapmazsam kim yapacak bu dişleri? Önemli şeyler bunlar.
Dont voöri ibaaddı tiink, kaız evri lidıl tink iz gana bi orrayt.
Fekat lakin şöyle de bişey var, şimdi ben üzen şey neydi unutuyorum, ama bişeye geçen gün acaip sevinmiştim ama öyle böyle değil, acaip yani.
Acaba dedim herşeyi mi unutuyorum, du bakim sabah ne yemiştim ben.. Yok bak unutmuşum amaniiin neye sevinmiştim ben bu kadar derken hatırladım ve acaip mutlu oldum biliyor musun. Şuna sevinmiştim, geçenlerde acaip sevindiğim şeyi hatırlamaya çalışıp hatırlamıştım ama üzen bişeyi hatırlamaya çalışıp hatırlayamadan zamanda yolculuğumu sonlandırıverebildiğimi keşfedip üzerinde çalışayım demiştim. Başarmışım^.^ Oley:) Demek istemekle alakalıymış.
Neyse işte böyle şeyler. Hayat yaşayınca güzel. Ölünce de ölüm ölünce güzel diycez inşallah mesela. Sustum taam.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


















